ADANA İŞ SEYAHATİ NOTLARIM 2023 YILI 22. HAFTA

Okuma Süresi: 5 dakika

ADANA İŞ SEYAHATİ NOTLARIM

 

İnsan gerçekten ne istediğini bilmez. Yani bir yolda yürür ancak ‘’an’’da kaybolmadan edemez. Bir resim, ideal hayat herkesin kafasında vardır. Hafif dumanlı da olsa herkes için o hayal bir güvenli bölgedir. Çoğu hayal kurmak istemeyecek kadar kadar yaşlanana dek, azı onu gerçekleştirene kadar.

 

Ben Adana’yı, nedense, hep sevmişimdir. Müthiş bir çoğrafi yapısı ya da tarihi eserleri ya da büyük gökdelenler ya da uzun bir sahil kenarı olduğu için değil, zaten yok 🙂 Ancak Adana hep özlediğim şehirlerden olmuştur. Bu seyahatimden önce epey boşlamıştım bu güzel şehri. Instagram’dan eski fotolarımı buldum; yaklaşık 4,5 senedir gelmemişim Adana’ya. Şehri neden mi severim. Kebabından değil, yani kebapta severim de yemek yemek için şehir değiştirmem. Yemek turizmi için Adana’ya İskenderun’a, Antep’e gidenlere saygım sonsuz o ayrı… Adana’nın insanı desen, kesinlikle şahıslarına münhasır. Türkiye’nin her bölgesinin insanı farklı mizaçta olabilir. Ancak Adana sanki hem Türk (sapına kadar) hem de Anadolu’dan ayrışan bir yapısı var.

Adana Sabancı Merkez Camii

 

Divan Otel’de konakladım. Otelin spor salonunda ağırlık kaldırıyorum; kulağımda kulaklık var. Aklım ise işle dolu… Bir baktım yürüyüş bandında ki bir adam bana doğru bağırıyor ve sert bir şekilde bakıyor. Kulaklığımı çıkarttım ne olduğunu anlamaya çalışarak. ‘’Elindekini biraz yavaş yere bırak’’ dedi. Ağırlığı yere bırakışımda ki çıkan ses abimizin canını sıkmış. Oysa ben ağırlığa hunharca yere bıraktığımı sanmıyorum. Bir iki saniye duraksadım sonra da ‘’kusura bakmayın’’ diyip spora devam ettim. Adamın tavrını düşündüm. Söyleyeceğini söyledi gitti. Yani söylemini uzatmadı. Muhtemelen unuttuk gitti. Üstüme alınsam mı alınmasam mı diye düşündüm sporun kalanında. Sonra dedim ki ‘’Oğlum Adana’dasın sorgulama 🙂 ‘’ …

 

Bir kişinin iletişim biçimini elbette tüm şehre mal edecek kadar dar görüşlü değilim. Ancak kanımca Adanalı hemşerilerim biraz sert bir mizaca sahip olabiliyor. Hepsi değil tabii… İlk gecemde Ziyapaşa Macrocenter’dan vokta alırken kasa başında, parmağında ki boyalardan kadın kuaförü olduğunu tahmin ettiğim genç, kasiyere ‘’nabiyun?’’ dedi ve kasiyer kendisinden biraz çekindi. Onu tanıyor olduğunu düşündüm. Genç, ADANA Sıfır Bir dizi oyuncusu tarzında konuşmaya devam ederken tarzından ötürü güldüm. Bana döndü ve ‘’Sen neredeydeydin, ne zamandır görünmüyorsun’’ dedi. Dedim karıştırdın  her halde ‘’ben turistim’’. ‘’Nerelisin?’’ ‘’İzmirliyim’’. Genç yanında ki iki arkadaşına dönüp ‘’Come to Dubai’’ dedi ve güldü. Ben içkimi alıp çıktım.

Ziyapaşa Parkı Ziyapaşa Heykeli

 

İnsan şehir değiştirdiğinde, seyahate çıktığında düşünceleri de değişiyor. Sık sık seyahate çıkmak istememin sebeplerindendir. Sabit kalan değil aksiyon alanlardan olmak… Ben Adana’ya geldiğimde toprak kokusunu hissediyor ve güneş aşkıyla doluyorum. Bu bahar süphesiz İstanbul’da güneşsiz geçti; baharımız 2023’te hiç değildi… Adana, bir de beni hırslandırıyor. Topraklanmak bu olsa gerek. Maddi hırslara kapılıyorum. Acaba yediğim etten mi? Yoksa bu toprağın olayı mı bu? Türkiye’de başka çok şehir gezdim ancak Adana’nın bende bıraktığı hissiyat nedense kendine özel. Azı yarar, çoğu zarar gibi diyebilirim.

 

Adana Kebabı

 

İşim gereği pek çok insanla muhattap oluyorum. İnsanlarla iş konuşmanın yanında sohbet etme fırsatım da oluyor. İnsanlar da aynı şehirler gibi aslında. Onların hikayelerini dinlerken başka dünyaların içine giriyorsunuz. Yine bir ziyarette Saffet abimizin hikayelerini dinledim. Nasıl da doğuya gidip iş yaptığından bahsetti. Doğu dediğim Diyarbakır, Urfa ve yöre bölgeler… Oranın insanının ne kadar sıcak kanlı olduğundan bahsetti. Ben henüz oralara gidemedim ancak sormadan da edemedim ‘’Terör olaylarından korkmuyor musun?’’. ‘’Napak, gitmeyek mi?’’ dedi. Korkunun ecele faydası yok. Bir başka kişiyle konuşurken Adana’nın yemeklerinin nasıl da güzel olduğundan bahsederken o da bana Gaziantep’e gittiğinde ne güzel ne güzel yediğinden ne müthiş bir mutfakları olduğundan bahsetti. ‘’Ogün bey sanırım ne kadar doğuya gidersen yemeğin tadı o kadar güzelleşiyor…’’. O yöreyi de gezeceğim… Son günümde otelde kahvaltı yaparken masamın yanından geçen orta yaşlı, yürüyüş ve hareketlerinden otelde tanındığını düşündüğüm adam yürürken garsona selam verdi ve ekledi ‘’Bana en acılısından bir menemen yaptır.’’ Garson da cevap verdi ‘’Hemen Urfalı’ya söylüyorum…’’ Muhtemelen Urfalı aşçıdan bahsediyordu. Öğle aralarında sanayi bölgesinde gittiğim restoranlarda ki hınca hınç kalabalık, kadınlı erkekli masalar, sigara, kebap, ortadan yemek yemek, onlarca garson… Bir akşam ziyafeti tadında yenen yemekler… İstanbul’da zamanla yarışan insanlar ve Adana’da hayatın tadını çıkartan insanlar…

 

Adana Ziyapaşa Yer Sanat Eseri

 

Bir günüm de Mersin Akdeniz bölgesinde ve bir günüm Tarsus bölgesinde geçti. Mersin Akdeniz direk iş odaklıydı ancak Tarsus bölgesi beni benden aldı. Tarihi eserlerin fışkırdığı bir yer. Ben iki toplantı arasında üç tane tarihi eser gezdim. Bunlardan bir tanesi şehir merkezinde yol üstünde duran ‘’Kleopatra Kapısı’’ bir tanesi ‘’Hazreti Danyal Türbesi’’, söylenene göre Hazreti Danyalın mezarı yakın zamanda keşfedilmiş ve tabii ki Eshab’ı Keyf … Bu üç önemli yeri 1,5 saat içinde gezdim. Eğer ki işim olmasaydı geri kalan eserleri de gezmek isterdim. Bir dahakine… İnsan Tarsustayken kutsal bir şehirde olduğunu hissediyor. Bu hissiyata ne Adana’da ne Mersin’de kapıldım. Orası çok özel bir yer… Bir daha o topraklara döndüğümde daha fazla vakit ayıracağım ve iki iş arasında değil direk tarihi gezi olarak gideceğim oraya… Bu üç şehir (Tarsus’ta şehir statüsüne geçmek istiyor) üç kardeş gibi yan yana dizilmişler. Hepsinin birbirine arası 30dk. Zorlasan tek şehir olacak yani.

Tarsus Kleopatra Kapısı

 

Son günümü Kozan’da geçirdim. Bir daha da gitmemeye karar verdim. Toplantılarımın çoğu iptal oldu. Gezecek düzgün bir yer de bulamadım. Ben de çat kapı bir yerlere girdim. İnsanlarla sohbet ettim. Kozan’da öğrendiğim en önemli şey Kozan OSB’nin neredeyse tüm fabrikalarının devlet desteği ile, hibe usulü yapıldığıydı. Muhtemelen devletin büyük teşvikler verdiği bir yer bu şekilde bölgede ki girişimciler burada fabrikalar inşa ediyorlar. Benim yaşlarımda bir makine üreten arkadaşın fabrikasında daldım. O da Adana’dan gelip gidiyormuş. Devlet gerçekten iş insanlarına destek veriyor. Bu destekleri iyice araştırıp kullanmak lazım. Aylar önce bir Almanla İstanbul’da toplantı yaptığımda Alman devletinin destek değil köstek olduğunu söylemişti. O yüzden fabrikasını Portekize kurmuştu. Alman meslektaşın bu söylediklerini o ara inanamayarak dinlemiştim. Gerçekten devletlerin milletlerine bakış açıları çok farklı olabiliyor. Ne mutlu Türküm diyene diyelim…

Hazreti Danyal Kabri

 

Kozan’dan Adana’ya döndüğümde bir iki tane daha toplantım iptal olmuştu. Gidecek tek bir yerim vardı ancak motivasyon düşüklüğü ile onu da ben iptal ettim. Her halde Cuma günü diye kimse mi yerinde değil arkadaş… Adana’da son dakikalarımı Kazım Büfe’de Muzlu Süt içerek geçirdim.

Son Kayıntılar

 

Adana Şakirpaşa Havalimanı gerçekten bu şehre yeterli değildi. Eskiden daha da berbattı. Sirk çadırı gibi bir şeydi. Kendi kendine sanayileşmiş, tarımda ileri, Türkiye’nin en büyük 6. Şehri olan şehre hiç mi hiç yakışmıyordu. Neyse ki yeni havalimanı yapmışlar yakında hizmete girecekmiş. Umarım bir sonra ki uçuşum oraya olur. Şu an THY Lounge’ında oturuyorum ve aklıma Elazığ’da askerlik yaparken, ilk girerken göbekli çavuşun söylediği ve sonrasında herkesin dilinde olan hayatım boyunca aklımdan çıkamayacak şarkının sözleri geliyor ‘’Adana’ya gidek mi, kebabından yiyek mi…’’

Meşhur Kazım Büfe Muzlu Sütü

 

Bir daha ki sefere kadar kendine iyi bak Adana!

 

Bilinç, bilgi, birlik ile…

Ben Ogün Bence bu blogu açarak güzel bir hareket yaptım. Okumayı ve yazmayı oldum olası sevmişimdir. Artık ailem mi kazandırdı okulda mı kazandım bilmiyorum ama çocukken öncelikle okuma olayı hoşuma giderdi. İlkokulda Harry Potter ve benzerleri gibi romanlar okurken lisede romandan ziyade nasıl kendimi geliştiririm gibi kitaplar okumaya başladım.

Bir cevap bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer