VAHŞİ AMA ESİR EDİLMİŞ KAPİTALİSTLERE
Sosyal medyanın algı hırsızlığı yaptığını her farkındalığı yüksek olan insan zaten biliyor. Ancak sosyal medyadan kurtulmak günümüzde kolay bir şey değil. Bunun haricinde dünyadan kopmak, dağlara çıkıp derviş olmak da pek kulağa mantıklı gelmiyor. Başarılı olmak isteyen insan bir şekilde dünyanın döndüğünün ve sosyal medyanın da bu döngünün bir parçası olduğunu bilmeli. Peki biz eğer sosyal medyadan, geleneksel medyadan, internetten ve dünyada olup bitenlerden kurtulamıyor ve daha da ötesi kurtulmamamız gerekiyor ise ne yapmamız gerekiyor? Nasıl Elon Musk bunca kolpa arasında , ki kendisi de en büyük kolpacı olmasına ve bunu çok iyi bilmesine rağmen, dünyaca kabul edilmiş büyük işler yapıyor ve gerçekten yapıyor kolpadan değil? Nasıl bazı kişiler geri kalan %99’dan ayrışıyor ve ne yaparlarsa yapsınlar, hiçbir şey yapmadıklarında bile bizim cebimizde ki üç beş kuruşu vakumlayabiliyorlar. Bu insanlar bizim bilmediğimiz neyi biliyor? ”Elitler” kesin bir şeyler biliyor. Ancak düşündüğümüz gibi komplolar değil, çok daha basit herkesin önünde duran bir sırrı…
Çok kolay dünyayı boklamak. Suçu, kendimiz dışındakilere atmak; sistem böyle, kaderim bu hikayelerine teslim olmak, afyonu yutup kendi köşemize çekilmek çok kolay… Çekilin, ancak çekilenler bu yazıyı okumasa iyi olur çünkü burada bahsedeceğimiz hususlar ortada herkesin hissettiği ancak kimsenin şeffaf bir şekilde göremediği günümüzün en büyük esir alma aracı olan sosyal medyanın kullanım şekline odaklanacağız. Tekrar söyleyelim, sosyal medyayı kapat git yogaya başka kafayı dinlendir falan demeyeceğiz. Meditasyon yapıp yapmadığın da bizi ilgilendirmiyor. Bizim tek ama tek odaklanmayı arzuladığımız şey senin amaçlarını gerçekleştirmek için ‘’hayati derecede’’ önemli olan ve o yoksa asla istediğin hayata sahip olamayacağın şeyden bahsedeceğiz. Peki nedir bu kadar hayati olan, ‘’game changer’’ olan, onu senden almak için herkesin kırk takla attığı, milyonlarca dolar harcayıp senden almak istedikleri bu kadar önemli olan şey nedir? İşte bu dünyada ki tüm altınlardan daha değerli olan şey senin ‘’odak noktan’’dan başka bir şey değildir. Biz ne yapıp edip bu odak noktasını ‘’doğru yere’’ hedeflemek için bu yazıyı kaleme alıyoruz.
Sen dostum bugün odağını kimlere peşkeş çektin? Hangi videoyu izledin, hangi yazıyı okudun, hangi kadını düşleyerek geçirdiğin anlarını? 24 Milyon doları nerelerde ezdin? Yani günün her saatini nereye harcadın? Geçirdiğin an ve zaman senin hayatının kalan kısmına ne gibi bir katkısı oldu? Anlık zevkler, en büyük günahlardır. İnanç sistemleri öyle söylediği için değil, senin en değerli şeyin olan zamanını saçmalıklarla harcadığın için. Bu hayatta, bu bedendeyken senin aslında yalnız bir görevin var. Evet yalnız bir gerçek görevin var. O da içten, daha doğrusu kalpten gelen amacını gerçekleştirmektir. Her saniye, o amacı düşünmediğin onun uğrunda gençliğini kullanmadığın her saniye çöpe giden bir kağıt parçası kadar değersizdir. Hatta daha değersizdir çünkü kağıt geri dönüşüme girer, senin zamanınsa bir daha geri dönmemek üzere uçup gider…
Ey vahşi kapitalist. Gordon Gekko değilsin biliyorum. Ancak bu dünyada, bu zamanın ruhunda yaşıyorsan istesen de istemesen de ya kapitalizmin kölesisin ya da büyük bir dişlisi… Vahşisin ancak bir hayvanat bahçesinde zincirlenmiş bir aslandan bir farkın yok. Kapasiten galaksiyi şişirecek kadar ancak sana küçük bir çocuğun bitiremeyip parmaklıklar arasından kafesine doğru attığı yarım sandviçi gömmeye hazır bekliyorsun. Arada tek fark var. Senin kafesinin demirden parmaklıkları yok. Senin kafesin bir üst model. Görünmez parmaklıklara sahip. Sanki ortaokul bahçesinde müdürün yaramazlığından ötürü seni siyah tebeşir ile yere çizdiği çemberin içinde ki dehşet içinde seni annenin oradan almasını bekleyen bebesin. Bir adım, küçük gibi gözüken ve hatta küçücük olan o adımı atmaya gücün yetmiyor. Korku, zihninde ki yarattığın iblislerin, seni orada esir tutup önünde vals yapmak için heyecanla bekliyorlar. Onların işi zaten bu…
Ey vahşi kapitalist, şöyle şu kardeşine, bugün kalbin sana ne söyledi de sen onu bastırmak için Tiktokta videolar izledin, doğmuş olduğun; 40 yıldır yaşadığın mahalle bakkalına inip oradan Doritos aldın ve Netflix izleyerek anını ÖLDÜRDÜN. Ya da bana söyleme. Kendine söyle…
Bilinç, bilgi, birlik ile…