BİR ÜLKEYİ İÇ SAVAŞA SÜRÜKLEYEN PONZİ SİSTEMİ YA DA SAADET ZİNCİRİ: ARNAVUTLUK 1997

Okuma Süresi: 7 dakika

10.08.2022

PONZİ FİRMALARI ARNAVUTLUĞU NASIL BATIRDI?

ARNAVUTLUK 2.8 milyon nüfus ile küçük bir balkan ülkesidir. Türkiye’de ARNAVUTLUK denince akıllara aralarında II. Murat zamanında devşirilen ancak sonradan OSMANLI’ya karşı cephe almış, hem II. Murat hem de Fatih Sultan Mehmet’e karşı direnmiş Arnavut halk kahramanı İskender Bey, OSMANLI’ya hizmet etmiş sayısız paşa ve bürokrat, 1479’dan 1913’e Osmanlı himayesinde oluşu ve tabii ki meşhur Arnavut ciğeri gelir.

 

Arnavutluk 90’larda ülkeyi iç savaşa sürükleyecek Ponzi skandalları ile dünya gündemine oturdu. Arnavutluk halkının 3’te 2’sinin nasıl Saadet Zinciri firmalarına paralarını kaptırdı? Bu Ponzi Firmalarının bir bir batması ile nasıl ülke hızlı bir şekilde nasıl iç savaşa sürüklendi?

 

Saadet zinciri, piramit dolandırıcılığı diye de adlandırılan Ponzi Sistemi yüksek kar getiren bir üretim varmış gibi göstererek yatırımcıları sisteme katmayı amaçlayan ve ilk yatırım yapanlara ödemenin sisteme sonradan katılanların parasıyla yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemidir. Konu hakkında Türkiye’de ve Dünya’da yaşanmış örnekleri ve Ponzi Sisteminin ortaya çıkış hikayesini anlattığımız videolara sağ üstten ulaşabilirsiniz.

 

GEÇMİŞ: Komünizm Pençesinde ki Arnavutluk Halkı

 

İkinci dünya savaşı sonunda Arnavutluk Enver Hoca’nın liderliğinde komünist rejime geçiş yaptı. Enver hoca Arnavutluk’u dış dünyadan kopartarak komünist rejimi tesis edilmesi amaçlı dini yasaklayarak Arnavutluk’u ilk resmi Ateist ülke ilan etmesiyle tanınmaktadır. Hoca ülkenin kendi kendine yeteceğini iddia ederek dış ticareti de yasaklayan bir görüşe sahipti. Arnavutluk halkının yurtdışına seyahat etmesi de yasaklanmıştı. Arnavutluk yıllarca bugün ki Kuzey Kore gibi kendi gerçekliğinde yaşayan bir ülke olarak kaldı. Yani halk dünyadan bir haber şekilde on yıllarca yaşadı. 1985 yılında Enver hoca öldü ancak rejim hemen çökmedi. Onun yerine geçen komünistler rejimi devam ettirdiler. Düşünün halk dünyadan öylesine kopuktu ki çoğunun 1989’da Berlin Duvarı yıkıldığından haberleri bile olmamıştı. Rejiminin çöküşü ancak 91’de SSCB’nin çökmesi ile gerçekleşebildi. Hoca’nın Tiran’da ki büstü de 91 yılında halk tarafından çoşkuyla indirildi.

 

Enver hoca Arnavut halkının okur yazar oranını %5’ten %90’lara çıkartmıştı belki ancak gerçek dünya’da neler olduğunu bilmeyen Arnavutlar kapitalizmin merkezi olan sermaye hakkında da pek fikir sahibi değillerdi. Hoca halkını ticarete kapamıştı. Bankacılık sistemi de rejim yıkılmadan önce rezalet haldeydi. Üç devlet bankası %90 oran ile depozito yani mevduat toplama sektörünü domine etmişti. Ancak bankalar pek hızlı çalışmıyorlardı. Düşünün aynı ülke içinde aynı banka bünyesinde bir hesaptan diğer hesaba para aktarılması 5 gün sürebiliyordu! Başka bankadan ise 12 15 günü bulabiliyordu! Halk bankalara güvenmiyordu. O yüzden paranın çoğu yastık altında tutuluyordu. Halk nakitteydi!

DÜNYAYA AÇILMA

 

1989 ile 1992 iki arasında Arnavutluk enflasyon şoku yaşadı. Enflasyon üçlü rakamları buluyordu. Ancak 93 ile 95 yılları arası Arnavutluk GSYH’sı %10 artış gösterdi enflasyonda tek haneli rakamlara inmeye başladı. Ancak bankacılık sorunu aşılamıyordu. Devlet Bankacılığı yalnız para transferlerini yavaş yapma problemi yaşamıyor aynı zamanda veriyor olduğu kredileri toplamakta müthiş güçlük yaşıyordu. 1994 yılında, 1992 yılından beri devlet bankaları tarafından verilmiş kredilerin %27’si bankaya geri ödenmemişti. 1995 sonunda bu rakam %50lere yaklaşmıştı. Şirketler güvenemeyecekleri batık devlet bankaları ile çalışmak yerine ‘’Informal Credit System’’ denilen halk diliyle ‘’Tefeci Pazarı’’na düştüler. 1996 yılında 200 Arnavutluk şirketine yapılan ankete göre firmaların %36’sı Devlet Bankaları yerine tefecileri tercih etmekteydiler. Hükümet genelde tefecilik sisteminin önünü kapamadı hatta şirketlerin işlerini yürübilmesi için tefeciliğe göz yumdular.

 

1992’de ilk özgür seçim gerçekleşti ve Demokrat Parti Sali Berisha önderliğinde başa geçti. Olgunlaşmamış Arnavutluk finans sistemi hızla ‘’ileride ponzi olarak anılacak’’ ‘’Informal Credit System’’ adı altında halka yüksek faiz kazandırmayı vaad ederek para toplayıp çeşitli sektörlere yatırım yapacaklarını iddia eden firmaları ortaya çıkarttı . Ancak bazıları paraları ihtiyaç sahiplerine vermek yerine kendi hesaplarında tutacaklardı. Aslında ponzi sisteminin başlangıcı tefecilerin bu yeni iş modelinden kaynaklandı. 1995 sonuna doğru bu gayriresmi işletmeler %4-5 aylık faiz ile mevduat topluyorlardı. Kimilerine göre bu yüksek faizle toplanan paralar standart ticaretle karşılanamayacağı için kaçakçılık, uyuşturucu ticareti, genel ev işletmeciliği, silah ticareti gibi gayrimeşru işlerle ilgilenen mafyanın operasyonlarını fonlamak için de kullanılıyordu.

Saadet Zinciri Kuran bazı firmalara bakalım:

 

VEFA: Dönemin en büyük ve en önemli firmasıydı. VEFA muhtemelen 1 milyar dolardan fazla ancak en az 700 milyon dolar mevduat topladı. VEFA 1992’de ticaret firması olarak kurulmuştu sonrasında tefeciliğe başladı. 1996 sonlarında TV reklamlarında ayda %8 faiz vaad ediyorlardı. Firmanın restoranları, süpermarketleri, televizyonu, benzin istasyonu gibi yatırımları vardı. Vehbi Alimucaj firma sahibiydi. 1998’de Vehbi Alimucaj hapisteyken imparatorluğu da çökecekti.

 

Vehbi Alimuça’nın sahibi olduğu Vefa Holding 1994’te kurulmuş ve hızla ülkenin her yerine yayılmıştı. 1998 yılında Vehbi Alimuça hapisteyken şirketi batacaktı.

Gjallica: Gjallica firması üş eski devlet güvenlik görevlisi tarafından kurulmuştu. 1991’de döviz bürosu olarak işe başlamıştı. 850 milyon dolar mevduat topladılar. Bu paranın %80’ini 1996’da topladılar. Gjallica’nın 170bin yatırımcısı olduğu vakit kişi başı ortalama 5bin usd yatırmaktaydı. Battığında 343milyon dolar borçluydu ancak hesabında yalnız 3 milyon dolar vardı. Firma sahipleri Türkiye’ye 17 milyon dolarla birlikte kaçtılar. Gjallica ülkenin doğusunda kaçakçılık merkezi olarak bilinen Vlore şehri merkezliktdi. İç savaşın tetiği bu şehirdeki Vandallar tarafından çekilecekti  Kërxhaliu’nın on milyonlarca doları İsviçte bankalarına kaçırdığı söylenmekte idi. Firmanın 332 milyon doları buhar ettiği düşünülmektedir.

Populli ve Xhafferi: Xhaferri isimli firma Populli isimli ponzi firmasının devamı olarak 1995 yılında kurulmuş ve Rrapush Xhaferri liderdiğinde firmanın tek yaptığı sonradan gelen müşterinin parasını öncekine faiz olarak vermesi idi. Firma çöktüğünde 300 milyon dolar borçluydu. Xhafferi reklama büyü paralar harcadı, futbol takımına sporsor oldu ve 1 milyondan daha fazla yatırımcı toplantı. Ortalama yatırımcı 250usd koyuyordu. Batmadan önce son vurgun mottosu ‘’3 ayda 3 katı faiz’’di.

SUDE firmasının sahibi Maksude Kadena kariyerine çalışmakta olduğu ayakkabı fabrikasında piyango oynatarak başladı. SUDE firması yalandan da hiçbir yatırım yapmadı. Aylık %40 faiz verdiği zamanlar olmuştu ancak ilk günden beri ponzi sistemi olarak kurulmuş bir düzen gibi gözüküyordu. SUDE ponzi firmalarındanın çöküşünü Kasım 1996 itibari ile başlatan firma oldu. 40 ila 90 milyon dolar arası borcu vardı. Bu paraların büyük kısmı SUDE’ye son yalnız son 2 ayda yatırılan paralardı. Maksude hanım 3 yıl 4 ay hapse mahkum edildi.

Ponzi vurgununda işlerin uzun yıllar sürmesi pek mümkün değildir. Bir ülke söz konusu olduğunda birkaç sene sürebilmişti.

HALKIN GERÇEKTEN KOPUŞU

Halk kar etme aşkıyla yanıp tutuştu. Kimse çiftçi olarak, ticaret yaparak, alın teri ile böyle vaad edilen büyük paralar kazanamazdı. Ee halk enayi miydi? Parayı ver tefeciye oturduğun yerden zenginleş. Aylık %4-5 faizi duyunca Arnavutluk halkı evlerini, tarlalarını, hasatlarını satarak para kazanmak için bu firmaların kapılarına koştular. %4-5 faizler işin sonuna gelindiğinde %40’lara çıkacaktı… Kimi saadet zincirleri tarafından fonlanan hükümet çılgınlığı bu durumu pasif bir şekilde izlemekle yetindi. IMF ve Dünya Bankası bu saadet zincirlerinin ne kadar tehlikeli olduğu konusunda Aralık 1994’te hükümeti uyardı. IMF’nin asıl dikkatini çeken suç örgütleri ile bağlantılar ve para aklama operasyonlarıydı. Uyarı ile yetinen IMF 1996 yılına kadar ültimatom vermedi. Albania merkez bankası ‘’the Bank of Albania’’ VEFE HOLDİNG’in 120 milyon dolar yani ülkenin GSYH’sının %5’ne tekabül eden bir rakamın bankacılık sisteminde olduğunu tespit etti. Hükümet IMF’nin Arnavutluk’un başarısına gölge düşürmek için Arnavutluk’un en iyi firmalarının üstüne gittiği konusunda ülke içinde kamuoyu yarattı. IMF düşman ilan edildi! VEFA’nın sahibi Vehbi Almaçura, eskiden sokak temizlik organizasyonu yapan adam, ‘’IMF’nin Tiran’ın sokak temizliğini yapamayacağını’’ söyleyerek IMF’yi taşladı.

Aralık 1995 yılında Yugoslavya’ya BM tarafından ambargo uygulanmıştı. Arnavutluk’un Yugoslavya’yı desteklediği herkesin bildiği bir sır idi. İşte bu saadet zinciri firmalar bu ambargoları delmek için ticaret firmaları kurup petrol ve diğer birçok eşya gibi ürünlerin kaçakçılığını yaptılar. Halkın parası yalnız mafyayı değil artık Yuvoslavya’yı da destekliyordu. Bu dönemde saadet zincirleri %8 gibi aylık faizler uygulamaya başladılar. 1996 yılı başında yeni saadet zincirleri devreye girmesiyle en büyük saadet zinciri firmalar olan VEFA, Gjallica ve Kamberi aylık verdiklerini %4 5 faizi %8 lere kadar çıkarttılar. Xhafferi ve Populli saadet zincirleri önceden var olmalarının yanında bu dönemde atağa geçtiler. SUDE firmasının yalandan bile olsa hiçbir gerçek yatırımı yoktu. VEFA en büyük olmakla birlikte yalnız 85.000 kişi yatırım yapmıştı. Büyük para VEFA’yı tercih etmiş gibi gözüküyor. Xhafferi ve Populli firmaların yalnız birkaç ayda bir milyon yatırımcıyı çekmişlerdi. Düşünün o dönem Arnavutluk nüfusu 3.2 milyon idi. Halkın 3’te 1’i yalnız bu iki firmaya para yatırmıştı. Rekabet artınca saadet zincirlerinin faizleri de arttı.  1996 yılının ikinci yarısında faiz rekabeti hızlanmaya başladı. Kamberi %10 faiz verdi. Populli çıkıp %30 faize çıktı. Xhafferi 3 ay para tutanlar için ayda %44 faiz verdi. 1996 Kasım ayında saadet zincirleri 1.2 milyar dolar toplayıp tepe yaptılar. Halkın tüm tasarrufu vakumlanmıştı. Artık halktan alınacak para kalmamıştı. Para olmadığı için faizlerde az sonra patlayacaktı.

9 Kasım 1996’da IMF bir kere daha Arnavutluk halkını bu firmalardan uzak durulması gerektiği konusunda uyardı. Aynı gün SUDE müşterilerine faiz ödemelerini yapamadı ve çöküşün düdüğünü çalmış oldu. Kısa zaman önce Maksude Kadena Tirandaki evinin balkonuna çıkıp ve yüzleri bulan yatırımcısına seslenerek aylık yüzde bilmem kaç faizle para kazandıracağını söylerken o gün faiz ödemeleri durmuştu ve yatırımcıların bırakın faiz almayı ana parasını bile çekmesine izin verilmiyordu. Kadena eline megafonu alıp ‘’Oyunum bitti.’’ diye haykırdı ‘’Bu bir piramit dolandırıcılığı, şirket battı ve benden daha fazla para istemeyin’’ dedi.  Kadena, enteresan bir şekilde, evinde tutuklandığında evinin nasıl harap berbat bir halde olduğu kameralara yansıdı.

Kasım 1996’da gibi bazı saadet zinciri firmalar battığın zaman saadet zincirlerinin en büyüğü VEFA HOLDİNG firması hala televizyonlarda reklam veriyordu. Halk bu reklamların acısını yakında hükümetten çıkartacaktı. İşin aslı sonradan ortaya çıkacaktı. VEFA HOLDİNG Başbakan Sali Berisha’nın partisi Demokrat Partiyi fonluyordu. Parti hem reklamını yaparken hem de üstü düzey partililer ceplerini halkın dolandırılması ile elde edilen para ile doldurmaktaydılar.

ÇÖKÜŞ

Kalan saadet zincirlerinin çöküşü 4 ayı buldu. 1997’nin henüz başında 7 Ocak’ta Gjallica firmasının iflas haberi ile başladı. Hemen ardından diğer firmalar sıra iflas bayrağını çekince parasını kaybetmiş sinirli halk kayıp parayı hükümetin ödemesi gerektiğini düşündüler. Çünkü hükümet hem IMF ‘yi dinleyip önlem almamış hem de bu firmalar tarafından satın alınmıştı.

Saadet zincirleri kendileri ile birlikte hükümeti de düşürdüler. Güvenoyunu kaybeden Demokrat Parti, Arnavutluk sokaklarının anarşiye sahne oluşuna zemin hazırladı. SUDE’nin çöküşü diğer firmalara olan güvenin de kaybolmasına sebebiyet vermişti. VEFA, Kamberi, Silva ve Cenaj firmaları faizleri aylık %5’e düşürmek konusunda anlaştılar.

Gjallica’nın çöküşü güney şehirlerinden biri olan Vlore’de yani Gjallica’nın merkezi olan ve halkını sömürdüğü şehirde isyanlar başladı. 26 Ocak 1997’de Xhafferi ve Populli firmalarının Arnavutluk GSYH’sının onda birine tekabül eden 250 milyon dolarlık banka hesapları donduruldu. Tüm bu olanlara rağmen Hükümet destekli VEFA’nın reklamları TV’de yayınlanmaya devam edince halk önce hiddetlendi sonra şiddeti artırdı. Mayıs 1996’da kurulan hükümet Mayıs 1997’de görevi bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde Arnavutluk sokakları kaosu yaşıyordu.  Arnavutluk halkı 1.2 milyar dolar tasarrufu bu firmalara yatırmıştı. Ponzi balonlarının patladığı sene 1997’de Arnavutluğun GSYH’sı 2.2 milyar dolardı. Düşünün bir ülkenin yıllık üretiminin yarısı kadarı birkaç firma tarafından hiç ediliyordu!

Lushnja şehrinde isyancılar hem sokakları hem de devlet kurumu binalarını yakıp yıkmaya başladılar. Bunun üzerinde Demokrat Parti başkanı Tritan Shehu şehre isyancıları ikna etmek amaçlı gitse de isyancılar tarafından Abdulrahman Roza Stadında esir alındı ve darp edildi. Bunun üstüne Arnavutluk Özel Kuvvetleri şehre girerek halk ile çatışma yaşadı. O gecenin sabahında şehirde İç İşleri Bakanlığı Binası hariç tüm devlet kurumları yakılıp yıkılmıştı. İsyan diğer şehirlerde sıçradı. İnsaları başkan ponzilere izin veren başkan 4 Şubatta Arnavutlu devlet bankası Sali Berisha’nın indirilmesini istiyordu. Gjallica firması Sosyalist Partiye 550bin usd’lik rüşvet çeki verdiği ortaya çıkınca firmanın çöküşü hızlandı. Firma 5 Şubatta iflas etti ve 6 Şubatta Vlore’de protestolar şiddetlenerek arttı. 20 Şubatta Vlora Üniversitesi öğrencileri açlık grevine başladılar ve muhalefet öğrencileri destekledi.  Akabinde hükümet düşüp muhalifler başa geçse de halk siniri dinmiyordu ve ülke iç savaşa sürüklenmişti. İtalya önderliğinde, Türkiye’de dahil birkaç ülke orduları Arnavutluk devletine destek olmak amaçlı asker gönderdiler. Bu operasyona ‘’OPERATION ALBA’’ ismi verildi. İç savaş sırasında 2000’in üzerinde Arnavut öldü. Olaylar sonradan yatışsa da olan Arnavutluk halkına oldu. Milyar dolar uçtu gitti. Bu dönemden sonra 400bin Arnavut ülkeyi terk etti.

SONUÇ

Neredeyse 1 milyon silah yağmalandı, 2000’e yakın Arnavut hayatını kaybetti, 1.2 milyar dolarlık halk serveti havaya uçtu. Nisan 1997’ye gelindiğinde hükümet ülkenin bazı şehirlerinde kontrolü kaybetti. Şehirler yağmalandı, hükümet binaları ateşe verildi. Hükümet geliri kayboldu. Gümrüklü sahalarda, vergi binaları yıkıldı. Haziran sonuna gelindiğinde Arnavutluk para birimi dolar karşısında Leki %40 değer kaybetti, enflasyon %28’lere çıktı. Birçok fabrika ve işyeri faaliyetlerini durdurdu. Ticaret zarar gördü. Demokrat Parti parlamentoda üstünlüğünü korudu ve başkan Berisha piramit şirketlerini korumaya devam etti. Nisan ayında iç savaşı bastırmak için İtalya’nın öncülüğünde Türkiye dahil birkaç ülke ordusu daha Arnavutluk’a girerek ülkede sükûneti sağladılar. IMF ülkeye ekonomik olarak yardım etmeyi kabul etti. Yıl sonuna doğru işler yolunda girmeye başladı.

Arnavutluk şu an için saadet zinciri cehennemini geride bırakmış gözüküyor. Arnavutluk’ta ki siyasi istikrarsızlık, kamu sektörlerinde ki yolsuzluklar, Kosova’da yaşananlar halkı saadet zincirlerine para koymaya itti. Saadet zinciri patronları ceza alsalar da sahipleri on milyonlarca doları İsviçre gibi kara para cenneti ülkelere kaçırmayı da bildiler.

 

Yazının videolaştırılmış haline youtube kanalımdan ya da aşağıdaki buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ben Ogün Bence bu blogu açarak güzel bir hareket yaptım. Okumayı ve yazmayı oldum olası sevmişimdir. Artık ailem mi kazandırdı okulda mı kazandım bilmiyorum ama çocukken öncelikle okuma olayı hoşuma giderdi. İlkokulda Harry Potter ve benzerleri gibi romanlar okurken lisede romandan ziyade nasıl kendimi geliştiririm gibi kitaplar okumaya başladım.

Bir cevap bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer