Kişisel Marka nedir? Neden Sende Kişisel Marka Olmalısın?
Kişisel Marka tabiri İngilizce ”Personal Brand” tabirinin çevrilmesinden oluşmuştur. Özellikle sosyal medyanın ortaya çıkmasından sonra Kişisel Marka’lar oluşmaya başlamış ve sokaktan geçen insanın bilerek ya da bilmeyerek kişisel marka oluşu gerçeği ortaya çıkmıştır. Peki kişisel marka ne demektir?
‘’Kişisel Marka, siz odada olmadığınızda insanların sizin hakkınızda söyledikleridir.’’
Bu sözü Amazon.com’un kurucusu ve eski CEO’su Jeff Bezos’un söylediği söylenmektedir. Ancak başka kişiler de bu sözü ilk kendisinin söylediğini söylüyor.
Farkında olsanız da olmasanız da aslında her insan bir markadır. Kimileri bu markayı bilinçli şekilde kendi yararları için kullanırken kimileri hayatı boyunca bunun farkına varamaz ve kendini kadere ya da algoritmaya teslim eder. Algoritmadan kastım, sizin online dünyada kendiniz hakkında bıraktığınız izlerin algoritma tarafından nerede, ne şekilde, kimlere karşı öne çıkarılacağıdır.
Size bir soru; bir robotun mu repütasyonunuzu oluşturup yönlendirmesini isterdiniz yoksa kendi kişisel markanızı planlı bir şekilde amaçlarınız doğrultusunda siz mi yönetmek isterdiniz? Cevabınızı duyar gibiyim. Tabii ki kendiniz yönetmek istersiniz. Ben de öyle! O halde bu yazıda neden bir Kişisel Marka oluşturmanız gerektiğini ve nasıl Kişisel Markanızı oluşturacağınızı ve onu ne şekilde sürdüreceğinizi ele alacağız. En iyi kişisel markalar alanında özgün, konusunda otorite olan güvenilir kişilerden oluşuruz. Bir kişisel marka kendi nişi hakkında bir duruşu olan kişidir.
Neden Kişisel Marka Yaratmalısın?
‘’Nasıl?’’ sorusundan önce neden sorusunu cevaplamamız uygun olacaktır diye düşünüyorum. Bir gün kordonda yemek sohbetindeyken bir komiser abimizden bir hikâye duymuştum onu anlatarak başlayalım.
Yıllar önceydi. Sanıyorum 2013 yılının serin bir Nisan ayıydı. İzmir Alsancak, kordonda Deniz Restoranda birkaç arkadaş yemeğe çıkmıştık. Arkadaşlarımızdan birinin tanıdığı olan Polis Komiseri Bey de yemeğe bizimle katılmıştı. Ona görevdeyken başına gelen komik hikayeleri anlatmasını rica ettiğimizde tahmin edersiniz ki birçok komik hikâye anlattı. Ancak bir tanesi benim zihnime kazınacaktı.
Komiser bir gün alkollü sürücüleri elemek amaçlı polis çevirmesi yapmaktaydı. Bir kişiyi çevirdi ve önce ehliyet ruhsatını istedi. Sürücü ehliyet ve ruhsatı ilettikten sonra kendisine üflemesi için alkometreyi uzattı. Ancak bu kişi alkometreyi üflemek konusunda sorun yaratıyordu. Bir süre zıtlaştıktan sonra sürücü sonunda ‘’sen benim kim olduğumu biliyor musun?’’ sorusunu sordu (Sormasa şaşırırdık zaten 🙂 ). Bizim komiser cebinden telefonunu çıkarttı ve devam etti ‘’Vallahi bilmiyorum, en iyisi Google’a soralım’’. Elindeki kimlikten bilgileri alıp Google’a sordu ve hiçbir sonuç çıkmadı. Komiser Google sonuçlarını sürücüye gösterdi ‘’Görüşüne göre hiç kimse değilsin…’’

Bu hikâyeyi duyduğumda çok hoşuma gitmişti. Artık sallamasyon bir şekilde kimse ‘’birileri’’ olduğunu iddia edemez çünkü tüm bilgiyi zaten arama motorlarından ulaşabiliyoruz. ‘’Sen benim kim olduğumu biliyor musun’’ diyen bir ‘’kişisel markanın’’ devlet erkanından kişilerle fotoğraf çektirip onu internete doğru kelimeler ile yüklemesi gerekirdi. Komiser bey belki de adamın bir belediye başkanıyla ya da bir bakanla fotoğrafını görse o kişinin ‘’birisi’’ olduğuna hüküm getirecekti.
Eskiden kişisel markalar yalnız ünlü kişiler, televizyona çıkan kişiler, sporcular, siyasetçiler iken artık herkes kişisel markasını oluşturabilir. Oluşturmalıdır da. Kişisel marka bir sistem üzerine inşa edilir ise hayatınızı kolaylaştırabilir. Bu iş ararken de böyledir, proje almaya çalışırken de böyledir, kısaca rakiplerinizden ayrılmak istediğiniz her an bu iş budur. Eğer ki rakibiniz sizden fazla duyulmuş biri ise onun seçilme ihtimali daha yüksek olacaktır. Siz tanıdığınız birine mi iş verirdiniz yoksa şapkadan çıkmış ‘’sen benim kim olduğumu biliyor musuna mı?’’. Kişisel markanızı yaratmak için önce kim olduğunuza karar vermeniz gerekir o ayrı…
5 Adımda Nasıl Kişisel Markanı Yaratırsın?
Kim Olduğuna ve Amacının Ne Olduğuna Karar Ver
Kişisel markanı yaratmak için önce bu işin amacını belirlemen gerekir. Türk olarak dünyada en tanınmış kişisel marka olduğunu düşündüğüm Nusret’e bakalım. Kendisi kendisini ‘’et uzmanı’’ olarak markalaştırdı ve bu marka ona akıl ermeyecek başarılar, şanslar getirdi. Nusret kendini kadere salmadı, o planlı ve düzenli bir şekilde kendisiyle özdeşleşmiş markasının tanıtımını yaparak bu olağanüstü başarıyı kazandı. En son gördüğümde Messi ile birlikte dünya kupasını kaldırıyordu 🙂 Eminim dünyada Nusretten daha iyi et yapan kişiler vardır. Ancak mahallenin etçisi Nusretin olağanüstü başarısına çok uzak gözüküyor.

Sen kişisel markanı yaratmaya karar verdiysen, artık amacının ne olduğuna kadar vermelisin. ‘’Ben kimim’’ sorusunu sormak bildiğin üzere felsefi bir sorudur ve buna net bir cevap vermeyi beklememelisin. Ancak burada sen hangi değerli özelliğin ile markanı oluşturmak istiyorsun. Önem arz eden şey budur. Örneğin ‘’Enes Yılmazer’’ kişisel markası bize ev tanıtımı yaparak kendi markasını oluşturdu. Enes belki yemek yapmayı da çok seviyor. Ancak Enes çıkıp da bize ‘’nasıl güzel yemek yaparız’’ ile ilgili bir içerik paylaşsa garibimize gider. Çünkü onun kişisel markasına uygun bir iş değildir. Biz ona güveniyoruz çünkü onun ev, ev eşyaları ve hatta ev yapımı konusunda uzman olduğunu var sayıyoruz. Michael Jordan’da (ya da muhtemelen asistanlarından biri) Enes’i tanıdığı için onun evinin tanıtılmasına ikna edebiliyor.
Enes Yılmazer hakkında yazdığım yazıya buradan ulaşabilirsin.
İşte sende kendi markanı yaratmak için amacını belirlemelisin. Bunu yaparken hali hazırda var olan ya da daha önce yaşamış kişisel markalara göz atabilirsin. Yazımızın sonunda hoşuma giden bazı kişisel markaları da tanıtacağım.
Benzersiz Satış Teklifini Belirle
Bir kişisel markanın aynı ürün/hizmet markası gibi benzersiz satış teklifine ihtiyacı vardır. Rakiplerinden ayrışman gerekiyor. Eğer bir rol model belirlediysen yalnız onu taklit ederek bir yere varamazsın. Ne olursa olsun özelleşmen gerekiyor. Bizim hayvanlardan ayıran özelliklerden bir tanesi de hepimizin kendine has bir suratının olmasıdır. Senden bir tane daha yok! İkizin mi var? Ona yakından bak ve senden pek farkı olduğunu göreceksin. Her insan özeldir. İşte sende bu kendine has özelliklerini ortaya çıkartıp Benzersiz Satış Teklifini belirleyecek ve onun üzerinden kişisel markanı oluşturacaksın. BST ne midir? Benzersiz Satış Teklifini detaylı anlattığım yazıya buradan ve aynı konu hakkında ki videoma da buradan ulaşabilirsin!
Online Dünyada Varlığını Arttır
Kişisel markayı oluşturmak için kullanılabilecek en iyi platform Linkedin’dir. Linkedin hesabın var mı? Çalışıyor olsan da olmasan da iş tecrüben olsa da olmasa da bir Linkedin hesabına ihtiyacın var. Linkedin yıllar önce insanların CV’lerini yüklediği kariyer.net’ten farksız bir yerdi. Ancak günümüzde Linkedin senin kişisel markanı inşa edeceğin en iyi platformdur. Yalnız Linkedin’de değil amacın ile alakalı uzmanlaştığın konuda içerik üretmeye başla.
Kendi websiteni kurabilirsin. Hayır hiçbir şey için geç değil. Kendi web sitesini kurman demek bir online platformda tüm kontrol haklarının sende olması demektir. Elbette bir sosyal medya platformu kadar trafik çekmeyi bekleyemezsin. Ancak senin oluşturacağın topluluğuna ulaşman için senin sahip olduğun bir domain’den kendinle alakalı içerikler oluşturmak işine yarayacaktır. Kişisel bir marka oluşturacak isen kendin hakkında bilgileri topluluğun ile paylaşmalısın.
Kişisel Markanın (yani senin) bir konuda uzman olması gerekir. Kişisel Marka belirli bir konuda düzenli bir şekilde bilgi paylaşımı yapar. Örneğin Cihat Yaycı’ya bakalım. Kendisi ‘’Mavi Vatan’’ dendiğinde ilk akla gelen iki isimden biri. İkincisi de Cem Gürdeniz’dir. Bu iki kişi Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ki haklarının savunması konusunun uzmanı ve sözcüsüdür. Konu hakkında sorusu olan kişi bu kişilerin kitaplarını, makalelerini okur, videolarını izler, konferanslarına katılır. Bu kişiler kişisel markalaşmaya müthiş örneklerdir.
Hedef kitleni belirle
Hedef kitle belirlemek aslında kimi zaman amaç belirlemekten bile önce gelebilir. Bir kere hedef kitleni demografik ve psikografik özelliklerin göre ayrıldıktan sonra zaten üreteceğin içerikler neredeyse kendi kendisini belirleyecektir. Hedef kitle belirleme hayati derecede önem arz eder çünkü hangi kitleye sesleneceğini bilmez isen üreteceğin içerikler belli bir noktayı işaret etmeyebilir. Hedef kitleni bildiğin zaman ve düzenli içeri ürettiğin zaman kişisel markadan hızlı bir büyüme gözlemleyeceksin.
Hedef kitle belirleme başlı başına bir konudur ve kesin bir formülü olan bir şey değildir. Ancak ben yaratıyor olduğum yeni markamda kullanmış olduğum hedef kitle kriterlerini de sana örnek olması açısından paylaşıyorum;

Düzenli Bir Şekilde İçerik Oluştur ve Uzmanlaş
Herhangi bir konuda ‘’henüz’’ uzmanlaşmamış olabilirsin. Kimse işe uzman olarak başlamıyor. Nusret’te iş hayatına çırak olarak başladı. Sen kendi kişisel markanı yaratırken uzmanlaşmaya başlayacaksın. Senin nişin hakkında düzenli okumalar, araştırmalar yapacak, network edinecek, en önemli şey olan zamanını kişisel marka konun üzerine harcayacaksın.
Örneğin futbol konusunda uzmanlaşmak istiyorsun. Ki bence bu müthiş bir niştir çünkü Google Trends’e de bakarsanız en çok aratılan konularında en başında gelen şeyin futbol olduğunu göreceksiniz. En azından Türkiye’de… Sen futbol konusunda düzenli içerik oluşturacak ve Türk ve Dünya futbolu konusunda uzmanlaşacaksın. Biliyorum rekabetin çok olduğu bir alan ancak gerçekten bunu istiyorsan neden olmasın? Ya da belki basket konusunda ya da NBA konusunda uzmanlaşabilirsin. Türkiye’de NBA konusunda kişisel marka olmuş kişi kimdir? Tabii ki Kaan Kural’dır.
Topluluk Oluştur

Geçenlerde bir tweet okumuştum. Yeni değerin para değil ulaşabildiğimiz kitleler olduğundan bahsediyordu. Kişisel Markalaşmanın başarısı para ile ölçülmez. Oluşturulan topluluktur önem arz eden. Kaç çift kulak seni dinliyor daha doğrusu kaç çift kulak olayları senden duymak istiyor. Mesleği emlakçılık olan ve kişisel markalaşmış Ryan Serhant kendisinin aslında herkesin bilebileceği bilgileri paylaştığını ancak insanların bu bilgileri Ryan’ın gözünden dinlemek istediklerini belirtiyor. Ryan’ın günümüzde 1.36 milyon YouTube takipçisi var.
Düşünseniz potansiyel 1.36 milyon müşterisi Ryan’ın içeriklerini takip ediyor. Ryan’ın e-maillere yetişmesi imkânsız gözüküyor. Bu Ryan’ı diğer emlakçılardan birkaç adım daha öne taşıyor. Ryan emlakçılığı aşıp medya kişisi olmuş durumda. Hatta pek çok ünlüden daha fazla takipçisi var.

Aslında topluluk oluşturmanın yararlarını kişisel markalardan ziyade dev teknoloji firmaları çözmüştü. Google, Meta, Linkedin gibi platformların gücü insanları birleştirmesinden geçiyor. Senin kişisel markan da insanları belli bir amaç doğrultusunda birleştirmeli. Sen bir konu hakkında dik duran kişi olmalısın ki arkanda o konuya ilgi duyan insanlar dursunlar.
Sonuç
Andy Warhol zamanında ”herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacaktır” söylemini artık daha iyi anlıyorum. Kendisinin tarzı pek hoşuma gitmese de ileri görüşlülüğü için ona saygım sonsuzdur. Belki bu sözü söylerken yeni dünyayı tek cümlede bu kadar iyi tanımlayacağını bilmiyordu. Ancak günümüzde bu söz çok şey ifade ediyor.
Kendi markanı yaratmanın birçok avantajı var ve rakiplerin bu avantajlardan yararlanırken senin kendi markanı yaratmıyor olman orman kanunlarına aykırı gözüküyor. Yanlış anlamayın herkes için söylemiyorum ancak beni okuyanlar, ki onlardan biri de sensin; hayalimdeki sen savaşçı ruhlu bir aslansın. Kendini kadere teslim etmeyenlerdensin. Hayal kurma gücün var ve özgürce onu gerçekleştirmek için tüm dünya senin laboratuarın. Kendi Markanı yaratma süreci epey çalışma ve full time focus gerektirse de sen sonunda bunların karşılığını fazlası ile alacaksın!
bilinç, bilgi ve birlik ile…