29.10.2022
Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe: Türk Gençliğinin Dünya’yı Algılama Perspektifi
Herkesin her şeyi bilmesi gerekmez. Hatta bilip zihnini bulandırmamalıdır. İnsan yaptığı karnını doyurduğu işi icra etmeli bu iş kendini doyurduktan sonra ailesini doyurmalı ve vergi verilmesi suretiyle toplumuna olan borcu ödemelidir. Atatürk bunu ‘’Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’’ sözüyle zaten bize yolu göstermişti. Hayır, bir perspektife sahip olmak için tüm dünya geçmişini bilmek zorunda değiliz. Bize verilen basit görevleri icra ederek ve bizim kurtarıcı atalarımızın bizim için kan döktüğünü bilmemiz ve düşmanların bizden istediklerini kavramamız yeterlidir. Detayı devleti yönetenler, askerler vesaire bilebilir. Hayır, bir er yalnız bulunduğu karakolu korumayı hayat amacı edinmelidir. O er Türkiye’nin içinde bulunduğu karmaşık durumu bilmek zorunda değildir.
Hayır, ben ırkçı değilim. Türk, diğerlerinden üstündür diyemem. Dersem yalnız yolda ilerlerim. Ancak ben bilirim ki bizim düşmanlarımız bellidir. Bizden istedikleri şeyler bellidir. Ben ne olursa olsun Türk Devletine güvenmem gerektiği bilirim. Ben bilirim ki küçük bir tacir olan ben, Türkiye’nin kaderini belirleyecek bilgi birikimine sahip olamam. Benim al sat yapmam ve buradan oluşan karı millette vergi vermek suretiyle ve tabii ki kamu kurallarına uyarak icra etmem gerektiğini bilirim. Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır. Bu Atatürk’ün en sevdiğim sözlerinden biridir.
Vatandaşın büyük dertleri olduğunun farkındayım. Ben de vatandaşım. Hayatta kalmanın iyice zorlaştığı bir dönemden geçtiğimizi biliyorum. Evet, kimi kamu görevlileri liyakatsiz olabilir. Kimi siyasiler, kimi çıkar grupları milletin yararına hareket etmiyor olabilirler. Ancak bu durum beni ne devlete küstürebilir ne de kan ile tapusu alınmış Anadolu topraklarının hakkını üzerimden alabilirler.
Ne anlatmaya mı çalışıyorum? Kimi gruplar, kimi zaman adalet kılıcının körleştirebilir. Kimi zaman hak ettiğim hayatı yaşamayabilirim. Liyakatin vasat olduğu bir ortama düşmüş ve kaliteli insanların ayak altına alınmış halde olduğu haksız bir düzen olduğunu düşünebilirim. Ancak ne olursa olsun, yarar olsun zarar olsun ölüm olsun kalım olsun bu hayatta bir Türk gencinin yegâne görevi vardır. Bu görev de Türkiye’nin, Türk milletinin istikbalini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Millet, şunu kavramamız gerekiyor. Biz şahsi menfaatlerimizin değil vatanın her karışının menfaati için çalışması gereken, bu amaçla dünyaya gelmiş bir insan bütünüyüz. Neden mi?
Bakın, 100 yıl önce kurtuluş savaşında galip gelmeseydik çoğumuz hayatta bile olmayacaktık. Dedelerimiz ya katledilmiş ya da Orta Asya bozkırlarına sürülmüş olacaktı. Biz bir cennette doğduk. Bunun yegâne sebebi atalarımızın uğrunda öldüğü toprak parçasıdır. Bugün biz yalnız birkaç çürük elma yüzünden bu memlekete küser de istikbali başka memleketlerde ararsak atalarımıza ihanet etmiş oluruz. Bizim yapmamız gereken bu cennet vatanı layıkı ile adaletin, kardeşliğin, kalkınmanın merkezi yapmaktadır. Hayal gücünüzün ket vurulmasına izin vermeyin. Biliyorum burası cennette olsa kötü özelliklerinden biri yeniliği sindirmekte güçlük çekmesidir. İnandığımız takdirde, atalarımızın asaletini kavradığımız, hafızaları aydınlatıp dünyada kurulmuş imparatorlukların birçoğunun Türkler tarafından kurulduğu ve yönetildiğini hatırladığımız takdirde bilmeliyiz ki bize hiç kimse karşı koyamaz. Gençler, genç ruhlular; memleketi iç ve dış mihraklardan savunacak kişiler biziz. Kaçmak yok. Unutmayın bu vatanın sahipleri olan bizler burayı giderken, gerçekten burayı hak etmeyen çeşitli yabancılar buraya mesken tutacaktır. Ancak bunun kıyamete kadar gerçekleşmeyecek bir senaryodur. Çünkü biz işte buradayız. Biz inanıyoruz ve biz her ne olursa olsun tek bir söz ile hayatımıza yön veriyoruz ‘’vatan sağ olsun…’’
Ya devlet başa ya kuzgun leşe! Herkesin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlar, başta Atatürk ve değerli silah arkadaşlarına saygılarımı sunarak bu yazımı sonlandırıyorum.
Bilinç, bilgi ve birlik…