Nasıl İthalat Yaparak NASIL ZENGİN Olursun?

Okuma Süresi: 5 dakika

Herkes İhracatı Konuşurken Neden İthalat?

 

İhracat kesinlikle güzel bir iş modeli daha da önemlisi ülkeye döviz girişinin sağlanması için Turizm ile birlikte başı çeken iş modelidir. İhracat yapmak da en az İthalat yapmak karar yarar sağlayabilir. Biz bu bölümde İthalat yaparak nasıl para kazanılacağını ele alacağız.

 

Dış ticaret açığı, bazı ithalat verileri

 

Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre 2022 Aralık’ta ihracat 22,9milyar dolar ithalat 33,3 milyar dolar olmuştur. 2022 yılı 254,2 milyar dolar ihracat yaparken, ithalat 364,4 milyar doları bulmuştur. 110 milyar dolarlık bir dış ticaret açığından bahsediyoruz.

 

Dış ticaret açığı nedir? Dış alımın dışa satımdan çok olmasından ötürü ortaya çıkan borç tutarıdır.

 

Türkiye 2022 yılında bir önce ki seneye göre %14,6 oranında artış gösterdi. İhracat rakamları ise yalnız %3.1 arttı.

 

Sonuç: Türkiye ihracat yapmak isteyen bir ülke ve ihracat yapmak için daha fazla ithalat yapıyor. Bu da demek oluyor ki İTHALATÇILIKTA ekmek var. Çünkü hükümet ihracatçılığı teşvik ettikçe ithalatçılık onun önünde koşarak ilerleyecek. Tabii ki büyük bir değişim olmaz ise. Buna ek olarak devletin gelirlerinin %25 kadarının gümrük vergisinden olduğunu unutmayalım. Yani devlet ihracatçıdan çok ithalatçıdan kazanıyor.  İthalat yaparak yalnız para kazanmazsınız devleti de zengin edersiniz.

 

https://www.sbb.gov.tr/2022-yili-aralik-ayi-gecici-dis-ticaret-verileri/

 

İthalatçılar Ne Gibi Faydalar Sağlar?

 

 

  • Döviz Kazancı

 

Evet ithalatçı isen aynı ihracatçı gibi döviz kazanırsın. Türkiye içi mal sattığın için Türk Lirası ile satış yapacaksın ancak senin fiyatların dövize bağımlıdır. Bu da seni TL enflasyonundan korur. Döviz yükseldiği gibi malının fiyatı da yükselir. Yani bir yerde dövize yatırım yapmışsındır. Son yıllarda alınan hem emtia insana durduğu yerde para kazandırmıştır. Bunun en büyük sebebi enflasyondur. Tabii ki tedarik zincirinin Covid-19 salgını nedeniyle bozulmasının da ciddi bir katkısı olmuştur.

 

Sen ithalatçı olduğunda artık dövizle gelirini hesaplayacaksın. Ancak tüm giderin dövize endeksli olmayacak. Dükkan kiran, personel maaşları, ödeyeceğin vergi gibi kısaca yurtiçi harcamalarının hepsi TL ile yaparken gelirin döviz olarak hesaplanacak. Bu durum seni olası devalüasyonlardan koruyacaktır. Hatta korumakla kalmayıp dövizim yükselişinden yarar sağlayacaksın.

 

 

  • Türkiye’de Üretilemeyen Ürünlere Ulaşım

 

Türkiye’de çok fazla şey üretilmiyor. Bunun en büyük sebebi sermaye eksikliği ve kolaya kaçmak. Kolaya kaçmak nedir? Firmalar çıkıpta 10.000.000 dolarlık fabrika yatırımı yapmaktan çekinebilir. Hem onun yerine Çin gibi Hindistan gibi, Endonezya, Vietnam gibi üretimin daha ucuz olduğu yerlerden ithalat yapmak varken neden bu yatırımı yapayım diyebilir. Bakın gönül ister ki Türkiye her şeyi üretsin ancak işler böyle yürümüyor. Türkiye örneğin Savunma Sanayi, Teknoloji, Çip Endüstrisi gibi konularda gelişsin ancak ucuz işçiliğin gerektiğini sektörlerde dışarıdan ithalat yapmaya devam edebilir. İthalatın aynı zamanda ülke büyümesine katkı sağladığını unutmayalım.

 

İthal edilebilecek sayısız tüketim malı ve hammadde vardır. Türkiye’nin en çok ne ithal ettiğine TÜİK’ten ya da diğer istatistik kurumlarından rahatça ulaşabilirsiniz. Hangi GTİP en çok ithal ediliyor.

 

GTİP: Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonudur. Kısaca malınıza kategorilendirmek için kullanılan uluslararası bir koddur.

 

Tüketim malı ve hammadde ithalatı işi tabii birbirinden ayrı işlerdir. Hammadde ya da yarı mamül ithal ederseniz müşterileriniz sanayi firmaları olacak, tüketim malı ithal ederseniz müşteriniz ya son kullanıcı ya da süpermarket gibi büyük satıcılar olacak. Bunların pazarlama stratejileri ayrı bir konuda anlatılmalıdır. İkisi için başarı için de sermaye gerekir. Sermayesiz ithalat topuna girilmemesini tavsiye ederim. Piyasalar acımaz.

 

E-ticaret yaparak para kazanmak ister misin? O zaman bu yazım sana göre olabilir!

 

  • Kâr Marjını arttırma

 

İthalat demek kâr marjınızın artması demektir. Çünkü artık aracıyı yani ithalatçıyı aradan çıkartırsınız. Bu da size %10 ile kimi zaman %50-60 kar bırakır. Evet çoğu mal Türkiye’ye çoktan ithal edildi. Aslında tüm dünya için durum bu şekilde. Ticaret oyunu babalarımızın dedelerimizin zamanından farklı. Onlarda bilgiye ulaşım azdı, Türkiye’de sermaye zaten yok gibi bir şeydi. Uluslararasılaşma yoktu.  Ancak günümüzde firmalar büyüdü, yılların firmaları oldu. Alanlarında uzmanlaştılar. Köşeleri kaptılar. Örneğin BEKO grubunun ÇİN’de 70 kişilik personel ekibi sadece mal toplamak için orada bulunuyor. Genç bir girişimci onlarla yarışabilir mi? EVET. Peki nasıl oluyor? Unutmayın her zaman bir yolu vardır. İthal edeceğiniz ürün insan hayatına yararlı ve rekabeti az ise 500usd’le de ithalatçı olursunuz 1000usd ile de… Ticaret çok esnek bir yapıya sahiptir. Ancak kar marjlarının eksisi gibi sınırsız olmadığı bilmemiz gerekiyor. Hammadde yarı-mamül işinde marjlar çok daha düşüktür.

 

İthal edeceğin ürünü belirlemen aslında senin sermayeye ulaşabilirliğin ile alakalıdır.

 

Birkaç milyon doların varsa paranı ortaya koyup birçok kabiliyete sahip olabilirsin. Örneğin demir çelik fiyatlarının düşmesi için pusuya yatabilir. Düşünce malı toplayabilirsin. Ancak bu zenginlerin oyunudur. Onlar zaten her zaman kazanır. Sermayesi enerjisi, özgüveni ve tutkusu olanlar ise başka şekillerde para kazanmayı amaçlamak durumundadır. Bu da kıyıda köşede kalmış henüz keşfedilmemiş ya da keşfedilse bile az ithalatçının getirdiği ya da Türkiye’de üretim maliyetinin daha yüksek olduğu şeyler olabilir. Bana kalırsa bir ithalatçı %20-30 kar edebiliyorsa öpüp başının üstüne koymalıdır. Tabii ki mala takla attırmak ayrı bir hikayedir. Yani sirkülasyon…

 

Dünya trendlerini takip etmeli, dünyada satılan ancak Türkiye’ye henüz girmemiş ürünleri araştırmalı, gireceğin ürüne inanmalı ve en zor iş olan bu ürünü satacak ekibi kurmayı amaçlamalısın. Unutma malın satılamadıkça işini yürütemezsin. O malı satmak için ne gerekiyorsa yapmalı!

 

  • Büyük Pazar Türkiye: Tüketim Toplumu ve 90 milyona doğru giden nüfus

 

Türkiye bir tüketim toplumudur. Kapitalizmi benimsemiş bir toplumdur. 2019 yılı verilerine göre dünyanın en tüketici toplumu Gayri Safi Yıllık Hasılasının %68’ini harcayan Amerikan toplumudur. Türkiye’nin yüzdesi ise %57’dir. Bu da az bir rakam değildir. Türkiye’nin nüfusu son yıllarda gelen göçlerin de itelemesiyle her geçen gün hızlı bir şekilde artmaktadır. İklim değişimleri büyük göçlerin oluşacağını belirtmekte ve Türkiyemiz hep bu göç rotalarının üstünde bulunmaktadır. Avrupa’ya kapağı atamayan göçmenler Türkiye’de kalmaktadır bile denebilir. Türkiye’nin nüfusu artacaktır. 2050 yılında ülkenin nüfusu şimdilik 92 milyon olarak tahmin edilmektedir. Ancak bu rakamın olağanüstü olaylarla değişmesi muhtemeldir. Siz ona 100 milyon olarak bakın Bu olaylar, Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı gibi oluşumlarla sınırları kaldırması, toprak genişlemesi, iklim ve savaş sebepleri ile göçe zorlanan halklar vs. olabilir. Her insan potansiyel tüketicidir. Tüketim demek ithalatın büyümesi demektir.

 

  • Uluslararasılaşma

 

İthalat insanı uluslararasılaştırır, bir yerde dünya vatandaşı yapar. İletişim kurduğunuz kişiler dünyanın her yerinden olabilir. Bu kişilerle ilerleyen zamanda ilişkilerinizi genişletebilir yeni iş potansiyelleri yeni ortaklıklar oluşturabilir, yurtdışında yatırım yapabilir, iş için yurtdışı seyahatlerine çıkabilir, devletten yeşil pasaport alabilir ve daha pek çok getiri elde edebilirsiniz. Her şey maddiyat değildir. Network büyük önem taşır. Yurtdışı ile bağlantı kurmak insanı daha iyi hissettirebilir. Kültür alışverişi yaparsanız, başka kültürleri öğrenir kendi kültürünüzü yabancılara anlatırsınız. Dışarda yapacağınız her ticari faaliyet bir yerde ülkenize hizmetiniz olacaktır. Kendinizi vergi ödeyen askerler olarak görün. Yurt dışı iş seyahatlerinde yeni fikirlerle ortaya çıkarsınız. Ne zaman konfor alanınızı terk etseniz yeni düşünceler zihninizde patlak verir. Fabrikalar gezersiniz, tedarikçilerinizden ücretsiz uçak biletleri oteller alırsınız, fuarlara katılırsınız yeni şehirler gezersiniz. Yurtdışı ile bağlantıda olmak her zaman iyidir. İthal atçılıkta size bunu pekâlâ sağlayacaktır. Bu elbette bir seçimdir. Tedarikçinize yalnız size mal sağlayan adam olarak bakarsanız bu dediklerimin hiçbiri gerçekleşmeyebilir. Bu sizin motivasyonunuz ve iletişim kabiliyetleriniz ile ilişkilidir. Elbette ithalatçı dil bilmelidir. İngilizcenizi geliştirmek için bir sebebiniz daha olur. Para kazanmak!

 

 

  • Kredibilite

 

Evet bu tüccarın gizli silahıdır. Halk bunu pek anlayamayabilir ancak PARAYA ULAŞIM müthiş bir önem taşır. Bakın düşük karlardan ağlayan, yıllarca para kazanmadığını iddia eden birçok tüccarla sohbete girebilirsiniz. Onların size söylemediği şey ise para akışının açtığı kredi kapılarıdır. Siz çok düşük karlı örneğin %1-2 karlı bir iş yaptığınızda çok muhtemel cirolarınız şişik, birkaç milyon dolarlık olacaktır. Bu rakamlarla, bu banka hareketleriyle bankalar size kapılarını açacak ve size musluklar açıldığında para akıtacaklardır. Sizce durmadan yükselen gayrimenkul fiyatları nasıl oluşuyor? Bu evleri kimler alıyor? Bakın Türkiye’de çok ciddi bir özel sektör sahibi var. Siz bir tekel bayi sahibi olsanız bile, 1 2 çalışanlı küçük dükkanlı pompa tedarikçisi olsanız bile fatura kesiyorsunuz para akışınız söz konusu demektir. Bu durum sizi kredibil yapar. Yani bankalar sizi sevmeye başlar. Bu krediler ‘’fırsat görüldüğünde’’ kendi işinize değil de durduğu yerde para kazanan gayrimenkullere, kimi zaman arabalara, borsaya her yere akabilir. Bir kere para akışınızı sağladığınızda tüm kapılar size açılacaktır. Yani 100bin 200bin tl maaşınız olması aslında 50bin tl kazanıp ayda 1 2 milyon lira ciro yapmanızdan daha kötüdür. Siz bu para akışı ve kredibiliteyle yavaş yavaşta olsa, ev alabilir, araba alabilir, borsa gibi kendi kendine para kazanan piyasalara yatırım yapabilirsiniz. Unutmayın gerçekten zengin olan %1-2 haricinde kimsede para yok. Dünya kredi üstünde dönmektedir…

 

Yazının videosuna ulaşmak için buraya tıkla!

 

 

Bilinç bilgi birlikle…

Ben Ogün Bence bu blogu açarak güzel bir hareket yaptım. Okumayı ve yazmayı oldum olası sevmişimdir. Artık ailem mi kazandırdı okulda mı kazandım bilmiyorum ama çocukken öncelikle okuma olayı hoşuma giderdi. İlkokulda Harry Potter ve benzerleri gibi romanlar okurken lisede romandan ziyade nasıl kendimi geliştiririm gibi kitaplar okumaya başladım.

Bir cevap bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer