2023’TE ZİRVEYE ÇIKMANA YARDIM EDECEK 4 TEMEL YÖNTEM

Okuma Süresi: 6 dakika

2023 Yılında Artık Değişim Vakti Geldi. Ortam Buna Müsait Peki Sen İstediğini Alacak Kadar Cesur Musun? 

 

4 Faktör’de 2023 yılına hazır ol! Durdurulamaz bir oyuncu olmak için yapılacaklar belli. Hadi derine inelim!

  • Amacını belirle

 

Birçok fikrin olduğunu biliyoruz. Kimilerini dünyaya duyurdun, kimileri şimdilik sende saklı… Yaratıcı bir zihnin var, bu güzel bir şey. Ancak insan birkaç şey ile aynı anda ilgilenmekte zorlanır. Kaosta doğru hedefe odaklanmak şarttır. Hele hele sıfırdan yaratılacak fikirlerden bahsediyorsak iyisi fikirler arasından en iyi olanı, daha doğrusu sana en doğru geleni çekip çıkart. Ve artık ‘’en azından bir süreliğine’’ zihnini bu müthiş fikir ile doldur. Ona aşık ol, onunla yat kalk, onu yanından hiçbir zaman ayırma ve anlatabildiğin kadar kişi anlat. Onu gerçek kıl!

 

Çeşitli fikirlerin var ve hangisini seçeceğini bilmiyor musun? Yalnız değilsin. Fikirlerini süzgeçten geçirerek bazılarını elimine edebilirsin. Fikrin ne kadar gerçekçi? Seni ne kadar tatmin ediyor? Fikrin dünyaya ve insanlığa yararlı mı? Fark yaratabileceğin bir mecra mı? En güvendiğin kişiler bile kalbinin pıt pıt atmasına sebep olan fikrini burun kıvırdıklarında o fikre inanmaya devam eder misin? Arzu ateşiyle yanıp tutuştuğun fikirlerini bir deftere yaz. İlk başta karmaşık gelse bile, saçma bile gelse yalnız senin anlayabileceğin şekilde de olsa belli bir mantığa oturt. Ancak bu dijital bir notebook olmasın. Kağıt kalem al ve fikirlerini o deftere yaz. Kağıt ve kalem fikirlerle birleşince sihirli olabilir. Bu fikirlerin altına kabaca bu fikri nasıl hayata geçireceğini ve nasıl başarılı olacağını yaz. Kısacık olabilir. Belki 1 2 cümle… Kimi fikirleri kağıda dökülünce kendiliğinden elenecek. Bu tabi demek değil ki berbat bir fikre sahipsin. Hayır, zaman, mekan ve enerjini kullanarak en hızlı şekilde hangi fikre akabileceğin, hangisini amacın belleyeceğini ve hangisinin uykularının kaçmasına sebep olacağını, arzu ateşini hayat enerjisine değiştirecek fikri seçmektesin.

 

Amacını belirleyene kadar zihninden başka hiçbir şey geçmesin. Tam zamanlı bir işin olabilir, öğrenci olabilirsin, ilgilenmen gereken başka şeyler olabilir, bulunman gereken yerler olabilir… Bunları bırak demiyorum. Hayat akışın devam etsin. İş vakti insan elinden gelenin en iyisini yapmalıdır. Ancak geriye boş zamanında, uyandığında, dişlerini fırçalarken, ayakkabı bağcığını bağlarken, otobüste, arabada, öğle yemeğinde, akşam bir iki tek atmaya gittiğinde, yürürken, yemek pişirirken her boşlukta biraz da obsesifçe bir şekilde amacını düşün. Henüz bir amaç sahibi olmadığında zihnin puslu ve sessizlik içinde olabilir ve düşünmeyi bırakıp rahatlama, günü geçirme enerjisine düşme tehlikesiyle karşılaşabilirsin. Hayır! Vizyonunu bulana kadar durma ve elinde ne fikir varsa ne için yaşamaya değer ne için üretmeye – dünyaya katkıda bulunmaya değer diyorsan, işte o fikri bulana bu frekansta tutun. Düş kalk, ama devam et. Müthiş fikri bulduğunda onu hissedeceksin. Sanki müthiş bir tatlıdan bir kaşık alıyormuşçasına, sanki sevdiğin insana sarılıyormuşçasına, yıllardır görmediğin bir dostunla karşılaşmışçasına mutluluktan havaya uçacaksın. Aydınlanma anı budur. O fikri lütfen yaz ve o küçük kağıt parçasını cüzdanına yerleştir.

 

Bakalım zaman geçtikte fikrin adanacağın amacına dönüşecek mi. Fikre teslim ol ve kendini izle.

  • Kendine Zaman Yarat

 

Dünya hızlı akıyor. 1900’lü yılların insanları şimdiden %10 daha yavaş yürüyorlardı. Genelde okul bittikten sonra iş hayatına geçince bir anda insan zamanın ne kadar değerli olduğunu anlar. Çünkü artık boş zaman azalmıştır! Çoluğa çocuğa da karıştıysan ‘’GAME OVER’’ durumunda hissediyor olabilirsin. Oyun her nefes aldığın an devam eder.

 

Geçenlerde sevdiğim bir abim beni arayıp, aslında bundan önce birkaç kere daha aramıştı, müthiş bir fikri olduğundan bahsetti. Nasıl parayı vuracağını biliyordu! Kendisi Trabzon’da yaşıyor ve ben onu, fikrini uzun uzun boğaza nazır oturup konuşmak için her defasında İstanbul’a davet ettim. Zihinler bir oldu mu fikirler kat be kat hızlı gelişir. Aradan iki yıl geçti ama bir kere de atlayıp da gelmedi. Son aradığında, madem gelmeyecek, telefonda fikri detaylandıralım diye düşündüm. Uzun uzun sohbet ettik. Konuştukça fikrini hayata geçirmek için nasıl da potansiyel müşterilerini tek tek gezmesi gerektiği konusunda hemfikir olduk. Ancak kendisi bunun için vakti olmadığını söyledi ‘’Artık 44 yaşındayım, yapacak bir yığın işim var…’’ Kentucy Fried Chicken kurucusu Albay Sanders KFC’yi 65 yaşında kurdu ve bunu gerçekleştirmek için onlarca yatırımcı gezdi. Reddedildi. Ama sonuç, hayatı boyunca gitmeceği pek çok ülkede milleti kızarmış tavuklarıyla doyuruyor. Kendisi hakkın rahmetine kavuşmuş olmasına rağmen…

Kendine zaman yaratmak için, aslında basit zevklerden mahrum kalman yeterlidir. Sosyal Medya, TV, uzun ve kalabalık arkadaş sohbetlerinden kurtulman yeter de artar bile. Bir arkadaşımın kitap okumaya vakti yoktu. Daha doğru öyle düşünüyordu. Bill Gates’in yılda 52 kitap okumaya vakti varsa, onun da vakit yaratabileceğini söyledim.

İnsan vakti olmadığından yakınır ancak işi olmadığı vakit dehşete düşmüş gibi kendini oradan oraya vurup yapacak bir şey arar. Günümüz dünyasında manipüle olmak çok kolaydır. Hiçbir şey olmayınca direk sosyal medya… Zaman öldürmek işte budur. Amacı olan insan kendine kati surette vakit yaratmalı ve vaktini kullanmak konusundan bencil olmalıdır. Vizyoner amaç sahibi kişi, hayatının pek çok dakikası yalnız olmalıdır. Kafa patlatacak birçok şey her zaman etrafta olacaktır ve ‘’belli bir aşamaya kadar’’ yani işinde en iyilerini tutacak nakti toplayana kadar amaca yalnız odaklanılır. Bu ortaksız girişimcinin acı gerçeğidir.

Kendine zaman yaratmanın en önemli noktalarından biri dünyada, gözümüze sokulan, birçok boktan olayı zihnine sokmamaktan geçer. TV’lerin icat sebebi insanın enerjisini sömürmektir. Önce çöp haberlerle enerjiler düşürülür sonra gazlı içecek reklamıyla bu düşük enerjiden nasıl kurtulacağın kurgulanır. TV izlenilmemelidir. Dünyadan tabii ki bi haber olmamalı ancak özellikle dramatize edilmiş insanı korkuya kaptırmaya yönelik haberin izlenmemesi gerekir. Amaca odaklanmış olan sen, enerjinin sömürülmesine izin vermemelisin. Sen dünyada yaşanan kötü şeyler yüzünden üzülünce, maalesef hiçbir şey değişmiyor. Ancak dünyaya katkı sağlayacağın amacın gerçekleşirken dünyaya birçok yarar katacaksın. İnsanların %99’u uyumayı seçiyor, %1 dünyayı kurtaracaktır ve sen 2023’te %1 olmaya muktedirsin.

  • Network Kas

 

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bakü’de olabilirsin. Anadolu’nun kadim şehirlerinde olabilirsin. Moskova’da New York’ta, Berlin’de olabilirsin. İçinde yalnız 10 hanenin bulunduğu bir köyde olabilirsin. Amacını etrafına duyurmalısın. Evet, küçük şehirde senin vizyonuna sahip olmayan kişiler olabilir. Seni bastırmak isteyebilirler. O halde ya online kasacaksın ya da daha da iyisi o şehirden seri şekilde uzamaya bakacaksın. Büyük şehirde yaşayan insanlar köyde yaşayanlara nazaran daha yalnızdır. İşe gider eve gelir, lise arkadaşıyla play-station oynar. Komşusunu bile tanımaz. Sen çevrende ki insanların çoğunu seçmedin. Evet, coğrafya kaderdir. Oxford vardı da biz mi gitmedik demişti Tatlıses, Urfa için. Bir yerde haklı. Ancak oyunu değiştirmek için her zaman şansın vardır. ‘’Dünyada ki her insana en fazla 6 kişi uzağız’’ teorisini duymuş muydun? Yozgat’ta doğup büyümüş Ali, doğru 6 kişiyle kontak kurduğunda ABD Başkanına bile ulaşabilir. Kulağa hoş geliyor. Unutma network yani çevren hayati derecede önemlidir. Çevre, maalesef, dünyada ki eşitsizliklerin de bir yerde sebebidir. Ancak sen bu durumu yararına çevirmeye bakmalısın. İlkokulda, orta okulda, lisede, üniversitede, şu an ki iş yerinde, eşinin akrabaları aracılığıyla doğru kişilere ulaşamıyor olabilirsin. Saygıdeğer iş insanı Hüsnü Özyeğin Robert Kolejinden network’ü sayesinde girdiği bankacılık kariyeri olmasaydı birkaç milyar dolarlık servet edinebilir miydi? Bilmiyoruz. Ancak bu durum elbette kendisinin salt network sayesinde başarıyı yakaladığını göstermez. Öyle olsa her Robert’li dünyayı değiştirirdi.

 

Çevrende hiç kimse olmayabilir. Hayatın boyunca tek tabanca takılmış da olabilirsin. Yaşın 40’ları bulmuşta olabilir. Amacın varsa, dünyayı değiştireceksen artık iletişim yeteneklerini geliştirme vaktin gelmiştir. Senin amacınla ortak amaç peşinde olan insanlar varsa onlara ulaş. Şehir değiştir, son paranı yola harca. Unutma artık teslim oldun yani tanrıları arkasına almış bir yolcusun. Konfor alanını terk et! Utanıp sıkılsan da o ihtiyacın olan ortama gir. Nefes al, ver, orada bulunma sebebin; şanlı amacını gerçekleştirmektir. Hiç kimse yoktur ki tek başına dünyayı değiştirsin. Pek çok kişi ile iletişim halinde olmalı, hayatlarla yolların kesişmelidir. İnsan çevresinde ki 5 kişinin ortalamasıdır derler. Çevrende bir şekilde 5 kişi oluştu ve o koltukları değiştirmek senin elinde. Kolay olmadığını biliyorum hele ki bir yaştan sonra iletişim kurmak, yakınlaşmak iyice zorlaşır. Ancak sen artık %1’e oynuyorsun. Aklına gelen tüm normallerden uzaklaşmalı, enginlere doğru yol almalısın.

 

Bkz: https://onedio.com/haber/bir-ilginc-teori-dunyadaki-her-ama-her-insana-en-fazla-6-arkadas-kadar-uzagiz-686877 

  • Yatırımcı Projesi Hazırla

 Kendini iyi ifade etmen hayati derecede önemlidir. ‘’Elevator Speech’’in yani asansör konuşman her an hazır olmalı. Talihin yanında olup da doğru kişi karşına çıktığı zaman 3 dakikada projeni anlatabilmelisin. İnan bana bu durum gerçekleşecek. Asansör konuşması, sana el verecek seni bir sonra ki adımına taşıyacak kişinin karşına çıkması ve senin kısacık zamanda bu kişiye derdini anlatmanı temsil eder. Bu kişiyle yolda karşılaşman muhtemeldir. Muhtemelen bu çok meşgul kişi bir yerden bir yere gidiyor olacaktır. Ancak her nazik insan gibi 1 2 dakikasını, eğer ki doğru şekilde kendisi ile iletişime geçersen, sana ayıracaktır.

İstanbul’dan İzmir’e doğru arabanla yola çıktığını düşün. Benzin alman gerekiyor ve ilk benzinliğe doğru giriş yaptın. Benzin pompaların yanına yanaştın ve önünde, yeşil dikkat çekici bir renkte tank gibi Mercedes cipin durduğunu gördün. Arabandan indin ve benzin parasını kredi kartından çekmek için markete doğru yürüyorsun. Adımlarını atarken Mercedes’ten inen kişi dikkatini çekti. ‘’Ben bu adamı tanıyorum’’. Anlık bir duraksamadan sonra bu güler yüzlü adamın Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük komedyeni (Nasrettin Hoca’dan sonra) Cem Yılmaz olduğunu gördün. Benzinlikte herkes heyecanlı. Sende heyecanlısın. Senin anın geldi. Yıllardır üzerinde çalıştığın film senaryon var ve senaryonu doğru kişiye ulaştırmak için denediğin her yol başarısız oldu. Şu an projeni Cem Yılmaz’a, seni tepeye taşıyabilecek adama aktarman hayat çizginde büyük bir değişim yaratabilir. İşte ikinizde markete girdiğinizde, Cem Yılmaz su dökmek için tuvalete doğru yöneldiğinde olabildiğince güzel enerji ve güler yüz ile Cem Yılmaz’a doğru uzanıp seni yalnız 2 dakika dinlemesini rica etmelisin. ‘’Müthiş bir projem var!’’. Evet, Cem Yılmaz belki günde pek çok kez böyle olaylarla karşılaşıyor ve muhtemelen bir stand-up şovunda ‘’işerken bile rahat yok!’’ diye makaranı yapacak ancak şu an zaman senin zamanın. Sen, Cem Yılmaz ve sessiz bir ortam. Kimse aranıza giremez. İşte tam olarak bu duruma hazır olmalısın. Eğer hazır değilsen Cem Yılmaz işer, elini yıkar, en fazla sana bir tebessüm eder ve tankına binerek Bodrum Yalıkavak Marinasında onu bekleyen lüks yatına doğru yol alır. Sende yol boyunca başına gelmiş daha doğrusu başına gelme ihtimali olan hayatı düşünür durur senaryolar yazar, sonra kordonda rakı içerken arkadaşlarına anlatırsın. ‘’Ee sonra ne oldu?’’. ‘’Sonra kem küm ettim uzadı. Oysa arabamda film senaryomun taslağı duruyordu…’’

Kendini ifade etmek için 2 3 dakikalık sunuma ihtiyacın var. Şip şak ayak üstü anlatmalık. Onu hazırla, ezberle, ayna karşısında onlarca kez tekrar et ve anının gelmesini bekle.

Elbette bu yeterli değil. Çünkü Cem Yılmaz, Acun Ilıcalı’yı arayıp senin için iki gün sonra toplantı organize ettiğinde Acun’la görüşmeye hazır ve nazır olmalısın. Yani kaliteli bir power point sunumuna ihtiyacın var. 10 15 dakikalık çok uzatmayacak şekilde projeni anlatan ne kadar büyüyeceğini ve ne şekilde kâr edeceğini anlatan bir sunum. Seni bir sonra ki adımına götürecek sunumun. Unutma ne olursa olsun, dünyanın en iyi fikrine sahip olsan da fikrinin başkalarına doğru şekilde aktaramazsan seninle birlikte mezara doğru yol alacak bir fikir olarak kalır. Yani çöp olarak. İnsan müthiş fikrini gerçekleştirmez, en azından o yolda hayatta ki en önemli şeyi yani zamanını harcamazsa bu en azından benim dünyamda ki en büyük günahlardan biridir.

 

Bilinç, bilgi, birlik ile…

 

 

 

Ben Ogün Bence bu blogu açarak güzel bir hareket yaptım. Okumayı ve yazmayı oldum olası sevmişimdir. Artık ailem mi kazandırdı okulda mı kazandım bilmiyorum ama çocukken öncelikle okuma olayı hoşuma giderdi. İlkokulda Harry Potter ve benzerleri gibi romanlar okurken lisede romandan ziyade nasıl kendimi geliştiririm gibi kitaplar okumaya başladım.

Bir cevap bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer