08.05.2023
Dünya’da görmek istediğim çok yer var. Daha doğrusu Dünya’da görülmesi gereken çok yer var. Gezen gören, dünyayı kendi gözleriyle tanıyan insanları şanslı görüyorum. Gezmek yalnız İstanbul’dan Tokyo’ya gitmek demek değildir. Yan mahallende ki bir eski yapıtı bile görmek insane bir şeyler katar. İstanbul gibi eski ve kültürel anlamda fazlasıyla zengin bir şehirde yaşarken insan uzun süre başka şehre gitmeye ihtiyaç duymaz bile. Burası öyle bereketli bir topraktır… Ben uzun süredir ‘’Yuşa Tepesine’’ gitmek istiyorum. Burayı ilk nerede duyduğumu hatırlamıyorum ancak en son rahmetli Ata Nirun’un ‘’gizemli konuları ele aldığını’’ sandığım ancak sonrasında gezi kitabı ‘’7 Mühür’’ isimli kitabında yine ‘’Yuşa Tepesi’’, ‘’Yuşa Türbesi’’ geçince tamam şimdi gitme vaktim geldiği dedim.

Hazreti Yuşa Türbesini Ziyaret
Hayat kısa ve aksiyon almayan kişiler için acımasızdır. 20’li yaşlarda bunu bilsem iyi olurmuş. Bilmesem de sezdiğimi söyleyebiliyorum. Çünkü ben gezmenin değerini o zamanlar çözüp, Avrupa’yı gezmiş, Floransa’da 2 ay kalmış, Los Angeles’ta 2,5 sene yaşamışım. Allaha şükür… Şimdilerde hayalimde iki yer var; Miami ve Kudüs 😀 Birbirinden çok zıt yerler gibi gözükse de ya da direk öyle de olsa zaten benim de bu şehirlere gitmek isteme sebebim birbirinden ayrışıyor. Neyse konunumuza dönelim.
Kadıköy ilçesinde yaşıyorum. Hafta sonu trafiğinde Kadıköy’den Beykoz’a daha doğrusu Hz. Yuşa Türbesinin bulunduğu yere arabayla yaklaşık 1 saatte gittim. TEM yolunu kullandım diye düşünüyorum. Tepeye varınca manevi bir doygunluğa ulaşma peşindeydim. Ve eğer ki bir ‘’gizem’’ var ise ona bakınmak istiyordum. Kutsal Kitap Kur’an-ı Kerim’de geçen Kehf Suresinde Hz. Musa ile Hz. Yuşa’nın ‘’iki denizen birleştiği yere’’ yaptığı yolculuk anlatılır. İşte o yüzden Yuşa türbesi buradadır. Musevilere göre başka bir yerdedir. Enteresan değil mi, dinlerde ki ana hikaye hep aynıdır ancak hikayenin detaylarına inildiği zaman farklar ortaya çıkmaktadır. Acaba farklı din mensuplarının düşünme biçiminin farklı olması bu yüzden midir?

Tepeye varıp arabadan indiğimde yoğun bir şark kültürünün bölgeye hakim olduğunu farkına vardım. Türbeye doğru yürürken çocuğunun orada dükkanı olacağını öğreneceğim bir teyze ile kısa bir sohbetimiz oldu. Doktorunun ona daha fazla D vitamini alması gerektiğini söyledi. Teyze yürümekte zorlanıyordu. Onu oğlunun dükkanına bırakmayı teklif ettiğimde, teklifimi geri çevirdi. Biraz içim acıyarak, vicdan yaparak yoluma devam ettim. Türbe alanına girip önce manzaraya baktım. Bende böyle bir manzarada yatmak isterdim diye düşündüm. İnsan ne garip değil mi? Ölünce ruhun yani özümüzün bedeni terk edip gideceğini biliyoruz ancak yine de aciz bedenimizin güzel manzarada yatmasını istiyoruz. Yaşamsız etten geriye bir parça kalacakmış gibi.

Hava hafif yağmurlu ve insan kalabalığı sıktı. Türbe beklediğimden kalabalıktı. Orada çok fazla vakit geçiremeyeğimi anladım. Türbeye girdim. 17 metre’lik bir alan karşıma çıktı. Anladığım kadarı ile Hz. Yuşa’nin tam nerede yattığı kestirilemediği için büyük alan korumaya alınmış. Mezar taşı ise yok… Ancak alanı dolanırken fark ettim ki, duvarın arkasında başka mezarlıklar var… Birileri Hz. Yuşa’ya eşlik ediyor…

Yuşa Türbesinden Yoros Kalesine

Yuşa ziyareti beklediğimden kısa sürdüğü için türbeye arabayla 10 dakika uzaklıkta ki ‘’Yoros Kalesini’’ ziyarete gittim. Yoros Kalesi Doğu Roma döneminde Konstantinopolis’i korumak için yapılmış bir kale imiş. Burayı da ilk defa duymuştum. Gelmişken gitmemek olmaz idi. Yoros Kalesi ziyaretçi kitlesi daha farklıydı. Yabancı turistler de vardı. Kalenin içine girdim ve güzel bir manzara beni karşıladı. Bir süre etrafı inceledim ve Karadeniz ile Marmara Denizinin tam nerede birleştiğini anlamaya çalıştım. Işin aslı kaleden pek bir eser kalmamıştı. Yalnız girişte ki iki kule duyuordu. Denize bakan tarafta pek bir şey yoktu. Uzun uzun vakit geçirilecek bir yer değildi. Ben tabi hem hatıra hem de sizin için fotoğraf ve videolar çektim ve işte buyrunuz…


Kandilli’de Yemek
Riva’ya mı gidelim Kanlıca’ya mı gidelim diye düşünürken aklımda Kandilli’de hemen iskelenin önünde yine zamanında arkadaşım Hande tarafından tavsiye edilmiş hatta bizzat götürülmüş olduğum Kandilli Balıkçısı ‘’Suna Abla’nın Yeri’’ geldi. Salaş, temiz ve kaliteli bir yer idi. Yemeği orada yiyelim dedik ve yaklaşık yarım saatte Yoros Kalesinden Suna Abla’ya vardık. Deniz kenarı serindi. Normalde dışarda oturup boğaz havası almaktı mekanın olayı ancak Mayıs ayında olmamıza rağmen maalesef (aslında yağmur yağdığı için şükretmeliyiz) içeri oturduk. Biliyorsunuz 14 Mayıs 2023 tarihinde yani anlatıyor olduğum günden tam bir hafta bir gün sonra 2023 Türkiye Genel Seçimleri var. İşte 6 Mayısta da Millet İttifakının Maltepe İstanbul Mitingi ve bir gün sonra Cumhur İttifakının Atatürk Havalimanı İstanbul mitingi vuku bulacak idi. Biz Suna abla’da yemeklerimizi söylediğimizde Millik İttifakının mitingi başlamak üzereydi.

İstanbul boğaz restoranları hakkında bir görüşe sahibim. Bu restoranlar Suna Abla’nın Yeri, Uskumru Restoran , Arnavutköy Balıkçısı ve daha katabileceğim birkaç restoran çalışkanları hakkında… Yemekten sonra verilen bahşişe yeterince memnun kalmıyorlar. Ya da surat ifadelerinden ben bu çıkarımı yapıyorum. İzmir Kordon’da ki balıkçılarda çalışanlar İzmir’in de verdiği gevşeklik ile bir daha muhabbetçidir ve araya kolpalar sıkıştırabilir ve bahşişi de beğenir. Evet bende farkındayım genelleme oldu paylaşımım ama bana ne. Benim blogum istediğimi yazarım.
Suna Abla’nın Yerin mezeler ve balık vasattı yani beni benden almadı. Hesap ise beklediğimden az geldi. Buna sevindim. Ancak dostlar net olduğum bir konuyu paylaşmak isterim. Biz hafta sonu keyifçileri Türkiye’de kazıklanıyoruz. Güzelim Midilli adasında yerken yüksek haz duyulan deniz mahsüllü yemekler servis eden Midilli restoranları, birde hem nazik ve güler yüzlü hem de İstanbul’da ödeyeceğiniz hesabın yarısının yarısını ödüyorsunuz. Bu adil değil. Bu Türkiye’de ki enflasyonla da alakalı değil. Bu tam olarak şu demek ‘’Eğer Türkiye şartlarında sen bir restorana gitme tenezzülünde bulunuyorsan biz de seni bir güzel öperiz… ‘’ Ne diyelim, öpüldük diye kültürümüzden vazgeçecek değiliz… Ancak bu yaz çocukluğumun ikinci kısmının geçtiği ailemin yazları bulunduğu Çeşme’ye gitmek yerine Rodos adasına, Girit adasına ve diğer Yunan adalarına gitmek istiyorum. Hem kültürleneceğim, hem güzel yemekler yiyeceğim, hem de hesaplar daha hafif gelecek.
Bu vesile ile haftaya gerçekleşecek Türkiye Genel Seçimlerinin ülkemiz için en hayırlı şekilde sonuçlanmasını dilerek güzel ülkemiz, herşeyimiz, vatandaşlarımızın refahının artacağı bir döneme girmemizi diliyorum.
Bilinç, bilgi, birlik ile…