MICHAEL JORDAN’IN HEDEFİNİN SENİNKİYLE İLİŞKİSİ
Basketbol ya da NBA tutkunu değilim. Tabi Michael Jordan efsanesi tanımak için NBA tutkunu olmak gerekmiyor. Kendisi dünyada en çok tanılan kişiliklerden bir tanesi ve efsane olarak biliniyor. Belki beş yüz yıl sonra hala M.J efsanesinin ayakkabıları ‘’Air Jordan’’ Jüpiterli çocukların ayaklarında olacak. Hala onun fotoğrafları lise spor salonlarında sergileniyor çocuk odalarında ilham olarak asılı halde olacak. Bir süre önce Michael Jordan’ın kariyerini anlatan ‘’The Last Dance’’ isimli belgeselini izledim. Müthiş bir belgeseldi ancak belgeselden müthiş olan Jordan’ın olağanüstü çalışma hırsı ve hedefe odaklanışıydı. Oysa biz televizyonda onu izlerden hayatından ne kadar özveride bulunduğunu ne kadar çalıştığını bilemeyiz. Diğerleri için de farklı değildir… Bugün burada ‘’The Last Dance’’ belgeselini ele almayacağım. Ancak belgeselin bir şeyler başarmak isteyen insanlara ilham olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Jordan’ın karakter yapısını, hırslarını, olağanüstü başarısını, başarıyı elde tutmak için yürüttüğü çalışmaları, odağının işinden başka bir şey olmayışını ve liderlik özelliklerini görüp feyz alabilir. Jordan’ı ‘’bazı kötü alışkanlıklarına rağmen’’ iyi bir rol model olarak görüyorum.
Belgeseli izledikten sonra derin düşüncelere kapıldım. Jordan ya da örneğin bir diğer efsane NBA yıldızı rahmetli Kobe Bryant nasıl oluyor da bu kadar tutkuyla ve obsesif bir şekilde hedefe odaklanmış ve hedefe ulaşma uğrunda engel tanımamış, en değerli şey olan zamanlarının tamamını işlerini yatırmışlardı (Kobe’nin bir röportaj linkini yazının sonuna bıraktım). Eminim Jordan ya da Kobe yemek yerken, kağıt oynarken, sokakta yürürken, müzik dinlerken her an basketbolu düşünüyorlardı. ‘’The Last Dance’’ bana hem ilham olmuş hem de bende infial yaratmıştı. Bu kadar tutkulu ve uzun süreli bir işe sarılmamıştım ve böyle bir iş modelim de olmamıştı. Jordan daha çocukluktan yapması gerekeni biliyordu ve bir şekilde yoldan sapmamıştı. Milyonlarca çocuk Jordan’dan farklı olarak nereye yürümesi gerektiğini bilmiyor. Jordan ile aramızda ki en büyük fark Jordan’ın ne yapmasını gerektiğini bilmesiydi. Antreman yapmalı, sahaya çıkmalı ve atabildiği kadar basket atıp takımını başarıya taşımalıydı. Bu iş onun çocukluktan beri hayatıydı. Kobe için de durum farksızdı. Ve hatta diğer tüm basketbolcu kişiler için de. Yapmaları gerek şey belli. Öne çıkan kişiler topu delikten sokup takıma sayı getirir, diğer takım oyuncuları bunun gerçekleşmesi için takım ile senkronize olur, aynı şekilde tam tersinin yani kendi çemberlerinden topun geçmemesi amaçlı savunma yapılır. Peki senin başarı için ne yapman gerekiyor?
Bu iş futbolda da böyledir, diğer spor dallarında da. Kurallar vardır. Hedef bellidir. Hedefe ulaşmak için spor dalına göre daha iyi olan kişi-takım kazanır. Hedef belirlemek sporun dışında o kadar kolay olmayabilir. Arkadaşlarınıza, ailenize, kendinize, sokaktan geçen adama sorun: Hedefin ne? Ya bir şey söyleyemeyecek ya da birkaç saniye düşünüp size uygun bir cevap vermeye çalışacaktır. O halde oyuncuyken sokakta M.J’i görüp hedefini sorsanız size anında MVP olmak olduğunu söylerdi. Hedeflerimiz sorulduğunda anında kendimize milyonlarca kez tekrarladığınız hedefinizi deklare eden cümle kalıbını anında söyleyebilmeliyiz. Bu hayat mottosudur, ismini bilir gibi bilirsin.
Kişinin ne olursa olsun bir hedefe sahip olması gerekmektedir. Bir girişimcinin hedef belirlemesi işi bir basketbolcu kadar kolay değildir. Çünkü ne elinde top vardır ve karşındaki rakibin bellidir ne de basketi atmak için hangi noktada durup topu çembere doğru göndereceğin bellidir. Girişimcinin bunların hepsini kendisi yaratıp hesaplaması ve oyununu oynaması gerekir. Girişimci çoğu kez yaratmış olduğu oyun sahasının doğru olmadığını görecek ve işi baştan yapması gerekecektir. Ancak girişimci eğer ki bir hedefe sahip ise bir şekilde ihtiyacı olan sahayı bulacak ve yolunda ilerleyecektir.
HEDEF BELİRLEMEK İÇİN ÖNERİLER

İnsana verilmiş hayal kurma yeteneği müthiş bir fikir kurma dinamosu olmamıza olanak sağlamıştır. Albert Einsten ‘’Hayal kurmak, bilgiden önemlidir’’ diyor. ‘’Çünkü bilgi sınırlıyken hayal gücü tüm dünyayı kapsar’’… Hayalini yorganına göre uzatmak bence hayali asıl değerli kılan gerçeğe dönmesine olanak veren şeydir.
1) Doğru Hayali Sıyırıp Çekmek
Birçok hayalin arasından belki bir tanesini seçip onun uğrunda ilerlemeli insan. Hayalin hedefe dönüşmesi bu şekilde gerçekleşebilir. Ancak bu hayali somut olarak düşünebilmenizi tavsiye ederim. İlla ki boşluklar olacaktır ancak kabataslak atacağınız adımları tahmin etmeniz iyi olacaktır. Kendine sormalısınız: buna değer mi? Eğer zamanını bu hayali gerçekleştirmek için harcamaya, ödün vermeye değer ise bunun peşinden gidebilirsin demektir. Eğer ki seni o kadar da heyecanlandırmıyorsa biraz daha sabredip, tecrübe edinip, dünyayı izleyip yeni bir fikir oluşturmayı bekleyebilirsin.
Hayır, insan her şeyi yapamaz. Ancak herkesin müthiş başarıya ulaşabileceği işler söz konusudur. İçinden zaten o işin ne olduğunu bilirsin ve dünya sana bunu ara ara hatırlatır. Hazır olduğun vakit onu diğer hayaller arasında sıyırıp çekmeli ve hayalini nur topu gibi bir hedefe dönüştürmelisin.
2) Hayale Tutku ile Bağlanmak
Tutku önemlidir ve yalnızca yaratıcı işler için tutku sahibi olunmaz. Eminim dünyanın en büyük çorap üreticisi işine tutku ile bağlıdır. Sabah uyandığında hedefine doğru akan nehir terse doğru yürüyorsa orada bir sorun var demektir. Burada karşına çıkacak engellerden bahsetmiyorum. Engeller her türlü çıkacak. Her zaman çıkacak. Burada bahsettiğim sabah kalktığında hedefini gerçekleştirmek için yapman gereken angarya işleri yapmanı sağlayacak güç yani; hedefe tutkudur.
Arnold Schwarzenegger vücut geliştirme şampiyonu olmak için günde üç antreman yapar ara ara kusar ancak çalışmaya devam ederdi. Arkadaşları onun delirmiş olabilececeğini düşünüyordu. Ancak o hayatından mutluydu hatta vücut geliştirmeyi seksle bağdaştırmış ve günde üç kere seks yapmanın mutluluğunu yaşadığını söylüyordu.
Belki sabahtan akşama spor salonunda vakit geçirmek Schwarzenegger’in söylediği kadar hoşuna gitmiyordu ancak o hedefe tutkuyla bağlanmıştı bir kere.
Efsane boksör Muhammed Ali ‘’Antremanın her dakikasından nefret ediyordum ancak kendime pes etme şimdi acı çek ve sonra ki hayatını şampiyon olarak geçir’’ demiştir. Ali şampiyon olmaya kafayı takmıştı ve sonrasını hepimiz biliyoruz.
Sen de yapman gereken işlere işte aynı bu şekilde bakmalısın. Gün içinde yapman gereken işleri sevebilir ya da sevmeyebilirsin. Ancak sen o an o angarya gibi gözüken işin yaparken aslında büyük çerçeveye hizmet ediyorsun.
3) Evrensel Yarar Gözetmek
Yapılacak iş ne olursa olsun seni aşarak toplum mal olmalı ve tüm dünyaya yarar gözetmelidir. Hedefini bu temeller üzerine oturtmanı tavsiye ederim. Bu şekilde bencillikten uzaklaşıp dünya yararına çalışan bir birey olursun ve hem kendini daha iyi motive edersin hem de hiç beklemediğin zaman sana kapılar açılacaktır. Eğer ki hayallerin arasında doğaya zarar vermeni gerektiren bir şeyler var ise bunu bir kere daha düşünmeni tavsiye ederim. Hedefin yarar sağlamalı. Örneğin insanların hayatını kolaylaştıracak bir girişimde bulunduğunu var sayalım. Bunun ödülü büyük olacaktır. Dünya yararı gözettiğin için çevrende belki para istemeden çalışacak gönüllüler olacaktır. Toplumsal yarar ile hedefin birleştiğinde kaldıraç elde edersin.
Evrene hizmet etmek için illa ki dünyayı uzaylı istilasından kurtarman gerekmiyor. Yapacağın işin örneğin yaşadığın mahallenin su kaynaklarını kurutmamasına dikkat etmen yeterlidir. Çevreye yaptığın katkı dönüp dolaşıp zaten sana yarar sağlayacaktır. Elbette bu tam tersi senaryo için de geçerli…
Bir sonra ki yazıda görüşene dek bilinç, bilgi ve birlik ile…
Kobe Bryant Röportajı:
https://www.youtube.com/watch?v=VSceuiPBpxY
Bundan bir önce ki yazım Rol Model’ler hakkındaydı. İlgini çekebileceğini düşünüyorum. Linki aşağıdadır:
https://ogunozkan.com.tr/belirleyecegin-rol-modelin-hayatini-cok-etkiler/