TEK GERÇEK KRALLIK: SENİN KRALLIĞIN

Okuma Süresi: 4 dakika

TEK GERÇEK KRALLIK: SENİN KRALLIĞIN

 

Dünyanın hikayeler üzerinde kurulu olduğunu düşünürüm. Aslında bunu düşünmem, bunu bilirim. Carl Jung’tan, Aldous Huxley’den, Hollywood filmlerinden, çeşitli din kitaplarından öğrendim. Bir konuyu, bir olayı hikayeleştirip anlatınca insanların çok daha ilgili ve öğrenmeye açık olduğunu öğrendim. Ortada bir hikaye yoksa geçmişten de söz edilemez ya da varılmaya çalışılan yerden. Bu konular hakkında detaya inen çeşitli kitaplar söz konusudur. Bunların en önemlisi (daha doğrusu en çok değer verilen kitap) Joseph Campell tarafından kaleme alınmış, STARWARS efsanesinin (bence efsane değil), ünlü Hollywood film yapımcısı George Lukas tarafından okunduktan sonra, ortaya çıkmasına da olanak sağlamış ‘’A Hero with a Thousand Faces’’ kitabıdır. Kapağında İsa’nın suratının içinde birçok küçük surat barındıran betimlemesini olan kitabım Türkçesi ‘’Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’’ diye çevrilmiştir. Ben kitabı yarısına kadar okudum, sıkıldım bıraktım ancak kitabın içeriğinden çok değindiği nokta ve akabinde yazılan birçok kitap bunlardan bana kalırsa en anlaşılır ve konuyu güzel anlatan Aslan Kral filminin de yazarı olan Joseph Vogler’in ‘’ The Writer’s Journey: Mythic Structure for Writers’’, yani Türkçe’ye çevirirsek, ‘’Yazarın Yolculuğu: Yazarlar için Mitolojik Altyapı’’ diyebiliriz. (Kitabı ileride çevirecek olan kişi umarım daha iyi bir kitap ismi bulur). ‘’Hikaye Teorisi’’ aslında benim 23 – 28 yaşları arası hikayemi ve motivasyonumu oluşturdu. Dünya üzerinde ‘’Tüm hikayeler aslında aynıdır’’ gibi çılgın bir düşüncenin oluşmuş olması beni müthiş heyecanlandırdı ve bulunduğum yerden hareket etmeme, yerimde duramamama sebebiyet verdi. Bu konulara izninizle daha sonra değinmek istiyorum. Bunları yazmamın sebebi bugün bahsedecek olduğum ‘’Tek Gerçek Krallık’’ konusuna giriş yapmaktı.

 

Sana bahşedilmiş bir hayat var. Dünyaya Hangi noktada başladığını bilmiyorum. Berbat bir yerde de başlamış olabilirsin, İstanbul Boğazında bir yalıda da, ya da belki Pariste ya da İngiltere’nin bir köyünde. Ailen soylu da olabilir, kaza kurşunu hayata gelmiş de olabilirsin. Bu yazıyı okuduğuna göre Türkiye’de başlamış olma ihtimalin yüksek. Eğer ki çocukluktan TV’ye ya da sinema salonlarına, hatta gazeteye ulaşımın olduysa hayatında bir çok önderle tanıştın. Olmadıysa da en kötü köyünün ağasını lider bildin. TV’de gazetedei kitaplarda film kahramanları, Osmanlı padişahları, ve başka krallıklar, Koç ailesi, dönemin Başbakanı, ABD Başkanı ve daha birçok bitmek bilmeyen KRAL (Kral ve Kraliçe aynıdır) görünümlü kişiyi tanıdın. Işte bu kişiler aslında gerçekten kraldır ancak bugün ortaya atılacak iddia yalnızca onların değil aslında her bireyin, senin benim komşunun, apartman görevlisinin, banka tezgahtarının herkesin aslında kral olduğu gerçeğidir. Bu kadar kral varsa krallığın ne önemi var dediğini duyar gibidim. Çok önemi var.

 

Hayata başladığın andan itibaren hikayen yazılmaya başladı. Senin, sana özel bir hikayen var ve işte bu hikayedeki kral senden başkası olamaz. Kısaca bu uzun metrajlı hayat filmin seni anlatıyor. İngiltere’de yaşayan bir vatandaşın kral algısı, Kraliçe Elizabeth’tir. Onun kraliçe arısı odur. Ancak, kahramanımıza John ismini verelim, John’un günlük hayatında Kraliçe Elizabeth’in gazete fotoğraflarından, TV’deki hareketli fotoğrafından başka aslında pek fazla bir yeri yoktur.

 

Ülkemize dönelim. Sade vatandaş Ali’de sabah kalkıp işte gider. İş bitince çıkar parkta gezer. Hafta sonu aile ya da arkadaşlarıyla gezer tozar. Hayatında, fiziken, iş arkadaşları, çekirdek ailesi, patronu, babası annesi, apartman sakinleri, işte giderken aynı saatte aynı otobüse binen ismini bilmediği ancak cismini bildiği anarşik tipli mor saçlı 20’lerinin başında ki genç kadın, ve bunun gibi kişiler vardır. Ali’nin hayatında ki kişiler ara sıra değişse de aslında az çok bellidir. İşte senin benim hepimizin hayatı da bu şekilde sürmektedir. Bu yalnız işten eve evden işe olmakla ilgili değil. Örneğin çalışmayan, ya da dünyayı gezen birisi olduğunu varsaydığımızda da az çok aynı kişi grupları ile karşılaşıyoruz. Yalnız seyahat eden kişinin daha fazla insanla karşılaşma olası tabii daha fazla. Ama gezginde çekirdek ailesi, vatandaşı olduğu bir ülke, sosyal ilişkileri var. Gezgin yolda birçok farklı kişi ile tanışabilir. Ancak işin aslı karşılaştığınız insan sayısı çok önemli değil. Karşılaştığınız arketip sayısı önemli. Bir film senaryosu hayal et ve senaryoda ki karakterlere bak. Oradaki her bir karakter kahramanı bir sonra ki aşamaya taşımak için aksiyon alıyor. Çok gezenin 1000 tane arkadaşı olsa da, mana dünyasında karşısında ki kişinin onun hangi özelliğini tamamladığı önemlidir. ‘’Ali’nin kime ihtiyacı var? ‘’Bu konuyu başka bir yazıda detaylıca anlatmak isterim. Şu an vardığımız yer kişinin hayatında ki karakterler bellidir ve -günümüzde- ABD başkanı Biden dünyanın hükümdarı gibi gözükse de senin küçük dünyanda pek fazla bir yeri yoktur. Senin dünyanda aslında kralın kim olduğuna senden başkası karar veremez. Bu senin hikayendir ve hikayeni istediğin yöne çevirmek, kendi hikayende kahraman ya da figuran olmak senin elindedir. Kendini gerçekleştirme amacı taşıyorsan; kral olmak yükümlülüğündesin. Bunun ikinci bir alternatifi yok. Peki kral olmak nedir? Kafaya taç, omza pelerin takıp ben mesihim diye dolanmak mı? Hayır.

 

Kral olmak kendi hayatında özgürlük alanını oluşturmuş ve hayatını istediğin şekilde yönetiyor olma durumunda olmandır. Bu illa ki kendi işinin sahibi olman anlamına gelmiyor. Kurumsal bir firmada çalışıp yine kral olabilirsin. Çünkü bu krallık iş ile alakalı değil. Tavizler ile, yemeye hazır olduğun ayarlar ile alakalı. Çalışan bir emekçi misin? Patronun senin sahibin değil. Sen görevini layıkı ile yerine getirdikçe sana ayar veremez. Eşinin aşağılamalarına mı maruz kalıyorsun? Iki seçenek var. Ya ondan kurtul ya da seni aşağı çekmesine izin verme. Arkadaşların senin başaramayacağını mı söylüyor. Direk yol ver. Bir kamu görevlisi, ki bu kişi polis memuru da olabilir, devletin başında ki kişi de,  sana ne yapıp ne yapmayacağını mı söylüyor? Onu neden ilgilendiriyor? Sen toplumsal kurallara uyuyor, vergini ödüyor, suç işlemiyorsan, millete ve evlete zarar verecek faaliyetlerde bulunmuyorsan tek kral sensin ve Allahın kulu gelipte sana çökemez. Basit ve net. Kimsenin kral doğmadığını da bilmen gerekir. Kraliçe Elizabeth’in ecdadı zorla, güç kullanarak devleti ele geçirdiler. Genelde güce ulaşmış ve onu nesillerce devam ettirmiş herkes bu şekildedir. O halde işin aslı sen, Kraliçe Elizabeth’ten daha fazla kralsın demektir.

 

Hangi koşulda olursan ol, kendi hikayende başka birinin parlamasına izin veremezsin. Parlamak nedir? Karate Kid filmini benim yaşındakiler hatırlar. Bilmeyen milenyum çocukları da google’A bakabilir. Şimdi Karate Kid kahraman değil mi? Peki ‘’Miyagi San’’ nedir bu hikayede? Evet Miyagi San ‘’Karate Kid’’ filminde Karate Kid’in ilerlemesini sağlayan kişi. Ancak Miyagi San’ın filmini izlemekte aslında kendi hikayesi de var. İşte o filmin adı Karate Kid’in Hocası Miyagi San değil. O filmin ismi ‘’Miyagi San’’ ve Karate Kid o filmde en fazla yardımcı oyuncu olabilir. Çünkü kahramanlık kolduğu Miyagi San’ındır.

 

Senin hikayende ki tek gerçek kral sensin. O halde bir sonra ki yazıda buluşana dek, bilinç, bilgi, birlik ile bizimle kalın hoşçakalın…

Ben Ogün Bence bu blogu açarak güzel bir hareket yaptım. Okumayı ve yazmayı oldum olası sevmişimdir. Artık ailem mi kazandırdı okulda mı kazandım bilmiyorum ama çocukken öncelikle okuma olayı hoşuma giderdi. İlkokulda Harry Potter ve benzerleri gibi romanlar okurken lisede romandan ziyade nasıl kendimi geliştiririm gibi kitaplar okumaya başladım.

Bir cevap bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer