NEDEN BİR ROLEX’E SAHİP OLMALISIN?
ROLEX, herkes genç iş insanının hayalini süsleyen yegâne eşyalardan biridir. Bir ROLEX’e sahip olmak kimi zaman gerçekten ‘’game changer’’ yani oyun değiştirici olabilir. İnsanlık olarak biz, kişilere statü kazandırma aciziyetine sahibiz. Bu şekilde sessiz eşitsizlik boy gösterir. Ben ailemden aldığım eğitim ve okumalarım sayesinde her insan evladının eşit olduğunun bilincinde bir insanım. Ancak bir ROLEX sahibi olmak için eşitsizlik kavramını desteklemek gerekmiyor. ROLEX’i kimi zaman lüks olarak görmüşlüğüm ve onu küçük görmüşlüğüm de oldu/oluyor. Lüks gerçekten insanı tuzağa düşürecek şeylerin başında gelir. Lüks, insanı aç gözlü yapar. Elbette dengeyi sağlayabilen güçlü ruhlar asaletlerini eşya aracılığıyla dünyaya gösterebilirler. Ben sade yaşamın savunucusuyum ancak Mevlâna değilim (Sorulsaydı, Mevlana yerine Nasreddin Hoca’yı tercih ederdim). ROLEX’e saygı duyuyorum ve lüksü aşağılıyorum.

Rolex’in Ön Yargıya Etkisi
Biz faniler yalnız dünyaya kazık çaktığımızı sanmayız, aynı zamanda güce taparız. Güç, amaçların gerçekleştirilmesi doğrultusunda kaldıraç etkisi yapacak müthiş bir değerdir. Parayı da güç olduğu için severiz. Güç bir şeyleri hızlı ve kolay bir şekilde değiştirmemizi sağlar (Daha doğrusu aracı olur).
Çok değerli bir insan olabilirsiniz
Peki bir iş anlaşması yapacağınız zaman karşınızda ki insan sizin ‘’manevi değerinizi’’ ne kadar anlayabilir. Bir insanın değerli olduğunu anlamak için onunla vakit geçirmek sohbet etmek onu, izlemek gerekir. İş hayatında ise nehir hızlı akar. Kimse kaç kitap okuduğunu kaç dil bildiğini umursamaz. Kimse Samanyolu Galaksisine ne kadar hakim olduğunuza aldırmaz. İletişim kurabilmeniz yeterli; hızlı ve çözüm odaklı iletişim. Örneğin İş İngilizce’si denen şey aslında ‘’survival’’ yani hayatta kalacak kadar olsa yeterlidir. Kimse sizin IELTS skorunuzu sormaz. Yani oyuncuysanız…

ROLEX bir kaldıraçtır. Doğru yer ve zamanda sizi olmadık sohbetlere sokabilir, ‘’gizli’’ denen cemiyetin içine bir anda düşebilirsiniz. Elbette bir ROLEX sahibi olmak hiçbir gizli de olsa cemiyetin tüzüğünde yazmaz. Ancak ROLEX demek sizin alım gücünüzün göstergesi demektir. ROLEX zenginin zengini hızla tanımasına yardım eder. Kolda ROLEX var ise milyonluk sohbetler yapılabilir.
ROLEX klas demektir. ROLEX sahibi olan kişi ‘’kazanan’’ gömleğini hızlı şekilde göstermeyi amaçlamıştır ve amacına ulaşır. Elbette her ROLEX’li kazanan değildir. Ancak ROLEX’in var ise ilk aşamada kazanan olduğun düşünülür. Diyelim ki cahil cühela, kültürsüz, saygısız bir insanım. Bir ROLEX kolunda ise ‘’ilk bakışta’’ saygınlık kazanabilirim. Tabii konuşunca s.çarsın o yarı mesele… O zaman ROLEX tak ve sus!
İnsanları ilk gördüğümüz saniyede zihnimizde konumlandırdığımız söylenir. Evet, hepimiz ön yargılıyız. Bu ön yargılı düşünce mekanizmasını yararımıza çekmek için bir ROLEX sahibi olabiliriz.

Rolex’i Saat Gibi Değil Emtia Olarak Görmek
ROLEX hiçbir zaman saat gözüyle bakmadım. Baksaydım ilk ROLEX aldığım zaman kendimi enayi gibi hissederdim. Hayır, ben enayi değilim (en azından ROLEX alırken). Bir saate birkaç bin dolar (ya da birkaç on bin) vermenin hiçbir manası yok. Lüks de sevmediğimi söylemiştim. Lüks aciziyet göstergesidir! O zaman neden ROLEX? ROLEX bir yatırımdır, değeri her geçen gün yükselir. Dolar enflasyonu ve Covid-19’un dünyayı değiştirmesi sebebi ile ROLEX fiyatlarının ‘’akılalmaz’’ bir şekilde arttığını biliyor muydunuz? Peki İkinci el ROLEX fiyatlarının birinci el ROLEX fiyatlarından yüksek olduğunu biliyor muydunuz? Bakın bu saçmalık gibi gelebilir ancak gerçeğin ta kendisi. İnsanlar enflasyondan korunmak için ROLEX’e saldırdılar ve şu an sıfır ROLEX almak isterseniz aylarca beklemeniz gerekecek. O da Rolex bayiisinde tanıdığınız var ise… Beklemenizin getirisi büyük olacak. Geçen bir ROLEX kolesiyoneri ile konuştum ve sıfıra 18.000usd’te aldığı ROLEX’i nasıl 27.000usd’ye sattığını anlattı.

ROLEX, paradan değerlidir. Para değer kaybederken ROLEX para yapar. ‘’Araba alırım daha iyi’’ diyorsanız yanılıyorsunuz. Neden? ROLEX’i çekmecenize koyar işinizi gücünüze bakarsınız. Ofisinizin çekmecesine ‘’gücünüz var ise’’ birkaç ROLEX koyabilirsiniz. Birkaç arabayı nereye koyacaksınız? Araba fiyatları dönemsel olarak gerçekten müthiş bir artış yaptı. Ancak bunun büyük sebebi devlet regülasyonları… Arabayı Türkiye’den çıkarttığınızda değeri %50 60 düşüyor. ROLEX’i ise kolunuza takar uçar gidersiniz. ROLEX Altından bile değerlidir. Çünkü külçe altın ile ülke değiştirirseniz, gümrükte size istemeyeceğiniz sorular sorulması çok muhtemeldir. Kolunuzda ROLEX’le ise her yere girersiniz. Hem de sorgusuz.

ROLEX müthiş bir değerdir ve ona lüks gözüyle bakılmamalıdır. ROLEX, yatırımdır. ROLEX kapı açar. En önemlisi ROLEX, en keko adamın elinde bile güzel durur. Klastır.
İlk ROLEX’imi Nasıl Aldım?

Otuzuma gelmeden önce iki isteğim vardı. İlk filmimi çekmek ve bir ROLEX sahibi olmak. İkisi de 25 yaşındayken imkânsız gibi gözüküyordu ancak üç sene sonra yani yirmi sekiz yaşımda ikisini de gerçekleştirmiş olacaktım. Gerçi sonra baktım madem bunları gerçekleştirdim, o zaman ‘’self made millionaire’’ (Alın Yeri Milyoneri) olayım. O maalesef gerçekleşmedi
ROLEX işi olmaz diyordum, ona sahip olamam diyordum çünkü kazandığım para belliydi. Bir ROLEX almak için epey para biriktirmem gerecek idi. Birkaç sene kadar! Birkaç sene para biriktirip onu ROLEX’e aktarmak da kulağa pek ‘’cool’’ gelmiyordu. Ancak 25 yaşımda işlerin değişeceği hayati bir olay gerçekleşti. O da ABD’ye taşınmam idi.

Daha önce ki yazılarımdan bildiğiniz gibi film çekmeyi öğrenmek için işi gücü hayatı bırakıp Los Angeles’a taşınmıştım. Orada film çekmeyi öğreniyorum diye gitmiş ancak aslında ‘’hayatı okuluna’’ düşmüştüm. Bunun en önemli sebebi de artık kendi paramı kazanmaya başlamış olmamdı. Kendi param derken, yıllardır aile yıllardır çalışıyordum ancak aylık para kazanmak ile ‘’para yapmak’’ arasında büyük farklar vardır. ABD bana ‘’para yapmanın’’ ne olduğunu öğretecekti.
ABD’de şoförlük, yemek taşıma, otelde ayak işleri yapmak gibi işler yaparak işe başladım. Bu işlerden otelde çalışmak en az hoşuma gideni olmuştu. Parası diğerlerinden iyi olmasına rağmen. Çünkü başımda ki müdürüm (tatlı bir Hawaii’lı UCLA’den yeni mezun kadındı), Meksikalı iş arkadaşlarımı çok sevmeme rağmen aylık para kazanıyordum. Tabi orada saat başı para kazanılır ancak yine de çalışabileceğin saat sayısı sonuçta bellidir. Bu işte iki ay kalabildim sonra UBER şoförlüğüne başladım. UBER’de daha az kazansam da kendi işimi yapıyordum. Çalışma saatlerim esnekti ve kendimi her zaman ‘’hustle’’ da (koşuşturma) hissediyordum. Yani oyundaydım. Oyunda olmak demek ‘’işçi düşünce yapısından arınmak’’ demektir. İşçi verilen işi yapar ve çalışma saatlerinde komut alır. Kalifiye işçiden bahsetmiyorum. Bu ‘’mindset’’ yani düşünme biçimi insanı belli bir kalıp içine sokabilir. İşte bu yüzden daha az kazandıran şoförlük işi yapmak bana daha mantıklı geliyor. Elbette şoförlükte ROLEX almak için yeterli bir iş değildir. Çünkü şoförlükte çalışabileceğin saat bellidir. Ya çok çalışıp %20-30 üstüne çıkarsın ya da tam tersi.
ROLEX almak isteyen ben, bu işlerin bana gelmeyeceğini hızla kavradım. Ve ROLEX sahibi olabilmek için yapabileceğim işleri aramaya koyuldum.
Çok araştırma yapmadan karşıma bir fırsat çıktı: ‘’Subleasing’’ işi; yani yıllık kiralamış olduğumuz evleri günlük yeniden kiralayarak para kazanma. Bu iş, kas gücünün değil paranın para yaptığı işlerdendir. Bizim gibi yurtdışından gelmiş ‘’immigrant’’ (göçmenler) için yapılabilecek en iyi işlerden biriydi. Ve tamamen de legaldi! (En azından biz öyle düşünüyorduk). Subleasing işine AIRBNB aracılığıyla, ABD yolculuğuna beraber çıktığım arkadaşlarım Arda ve Tunca, sıfır yatırım ile başladık. Nasıl mı? Benim yaşıyor olduğum evi AIRBNB evi yaptık yani günlük kiraya açtık ve ben ikizlerin (Arda ve Tunca İkizdir) evine taşınıp koltuklarında kalmaya başladım. Deneme olarak bu şekilde işe girdik ve Los Angeles’ın da turist bereketi sayesinde işler hızlı şekilde gelişmeye başladı. 2017 Haziran’ında ilk evimizi açmıştık ve ben 2018 Ekim’inde Türkiye’ye dönerken AIRBNB hesabımda tam 13 tane ev vardı!

AIRBNB ‘’cash flow’’ yani para akışı sağlamamıza olanak sağlamıştı ve bu para akışı bize kısa zamanda bereket getirdi. Birkaç ay içinde artık kas gücü çalıştırmamıza gerek kalmadı. Ben UBER’i sadece zevk olsun diye yapmaya başlamıştım (Yazar adaylarına UBER şoförlüğünü tavsiye ederim. Nedenini başka yazıda açıklarım) 2018 yılında Türkiye’ye döndüğümde cebimde dolarlar birikmişti ve bu para akışı ben Türkiye’deyken de devam ettik. Düşünün Türkiye’de masrafım da azalmıştı ve dolar getirisi elde etmeye devam ediyordum.

Bu kazandığım parayı ikiye böldüm. Birincisi ilk yatırımlarımdan biri olan Withco’nun kurucu ortağı olmaktı. Ve ikincisi ilk ROLEX’imi satın almaktı.
İşte ilk ROLEX’imi alma serüvenim, en kısa haliyle, bu şekilde gerçekleşti. Elbette burada birkaç cümleye sığan hikâye için birçok kan, ter ve gözyaşı ile kazanıldı. Unutmayın, hiçbir şey bedava değildir. Başarı, hiç değildir!
ROLEX almak için bir yöntem’de amazon’da satış yapmaktır. AMAZON’da satış yapacaklara tavsiye yazıma ulaşmak için buraya tıkla!
Peki, ilk ROLEX’imi neden sattım? ‘’O da güzel hikâye ha. Ancak erken anlatılırsa tadı kaçar’’ (Buradan Tuncel Kurtiz, namı diğer Dayıyı saygı ve özlem ile analım.)
Bilinç Bilgi Birlik ile…