ARKADAŞ KALDIRAÇINI KULLANARAK UÇUŞA GEÇ: En çok vakit geçirdiğiniz 5 kişinin ortalamasısın

Okuma Süresi: 5 dakika

ARKADAŞ KALDIRAÇINI KULLANARAK UÇUŞA GEÇ

   Bu sabah uyandığımda uyuşukluktan koşuyu ertelemek için kendime sebep aramaktayken bir arkadaşımın telefonla arayıp beni koşuya davet etmesi ile bir anda kendimi İzmir Bostanlı sahilinde koşu yaparken buldum. İşte bu yazıyı yazma motivasyonunu da o arkadaşıma borçluyum.

Saygıdeğer motivasyon konuşmacısı JIM ROHN ‘’En çok vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalamasısın’’ diyerek çevrenin önemini ortaya koyuyor. Bu söylemi belki bilimsel değil ancak mantıksal olduğu kesin. Çevren senin kaderini belirliyor. Çevreni amaçların doğrultunda dizayn etmeye uğraşmalısın.

Doğru çevrenin kaldıraç özelliği vardır seni amaçların doğrultusunda ilerlemene destek olabilirler. Amaçlarını gerçekleştirmen için başka birçok etmen vardır ancak arkadaş etkisini diğerlerinden ayıran şey burada aslında doğru arkadaşı bulmaktan başka bir şey yapmaman gerektiğidir. Tabii bir de o ‘’kazanan’’ arkadaşını elinde tutmak için onu aşağı çekmemen gerekir.

Arkadaşlarının önemini farklı perspektiflerden ele alarak konumuza giriş yapalım.

KAYBEDENLERDEN UZAK DUR, KAZANANLARA YAKLAŞ

Kimileri etrafta ki en dikkat çeken kişi olmak ister ve çevresinde ki insanları kendisinden daha sönük seçme stratejisini izler. Bu şekilde çevresinde daha saygı görür ve daha yüksek bir pozisyonda gözükür. Ancak bu stratejide tutmayan şey, dünyanın kişinin çevresinde ki kişilerden ibaret olmadığıdır. Kendine ördüğü çevreden çıktığı vakit aslında müthiş bir değil de ortalama biri olduğu gerçeği ile karşılaşıp çevreden çıkamama tuzağına düşer.

Unutmayın, arkadaşlar kimi zaman sizi olduğunuz kişiden (ya da toplumun belirlediği) daha yüksek gösterebildiği için (gaz etkisi) kendinizi küçük dünya gerçekliğine teslim edebilirsiniz. Arkadaşlar zaten size motivasyon veriyordur o yüzden orada kalmak iyidir yanılgısına ASLA kapılmayın. Çünkü gerçekçilikten uzak strateji ‘’Kaybendenliğe Hızlı Giriş’’ kitabında yazmaktadır. (Evet, bu kitap yazılamadı çünkü kaybeden kitabı yazmaya üşendi).

Yedi ile on yaşları arası profesyonel yüzücüydüm. Yüzme takımımın bayrak takımında ‘’kurbağacı’’ olarak iyi bir pozisyondaydım. Doğal kurbağa yüzme kabiliyetim vardı. Çok hırslı değildim yalnız benden iyisi olmadığı için şanslıydım. Takımın kazananlarındandım. Bir gün takıma atletik yapılı benden sonra yüzmeye başlamış bir kişi katıldı. Onun doğası benimkinden çok daha iyiydi. Birkaç ay içinde kurbağa ve diğer dallarda beni sollayarak bayrak takımında yerimi aldı. Bu işe sinirlenip takımı bıraktım ve şehirde ki diğer (ama bizden kötü olan) takıma katıldım. Bu takımda sadece kurbağada değil serbest ve sırt yüzmede de en iyi olmuştum. Hatta diğerlerine fark attığım için bana özel çocuk muamelesi yapılmaya başlanmıştı. Takımı direk bıraktım.

Kaybedenleri çevrenden def etmen gerekiyor. Bu kişiler senin kalbine dokunsa da eski dostun olsa da her ne olursa olsun onlardan uzak durmalısın. Çok duygusalsan yıl bir iki kere görüş ancak devamlı takılacağın insanlar bilinç, iş, başarı olarak senin seviyenden ve hatta mümkün ise senden başarılı olmalı. Bu şekilde hep onlara yetişmeye çalışarak ilerleyecek ve gruptan atılmamak için durmayacaksın. Eğer ki arkadaş grubunda ki zayıf halka isen yani ortalamanın altındaysan iyi durumdasın çünkü diğerlerine yetişmek için kendini geliştirmen gerekiyor. Eğer ki kazanan ekibinin başında parlıyorsan yani grup ortalamasının üstünde seyretmekteysen işi daha zor, kendini ve kendinle birlikte grubunu bir ileri seviyeye taşımalısın.

BENZER BENZERİ ÇEKER

Lisede güzel kızlar güzellerle, şişmanlar şişmanlarla, inekler ineklerle, sporcular da sporcularla, kötü çocuklarda kötü çocuklarla takılırdı. Bu grupta ki bireyler performanslarına göre zaman zaman değişirdi. Bu hayatın kanunudur. Güzellerin güzellerle takılmadığı senaryo için birinci maddede ki ”kötü strateji” geçerlidir. Eğer ki iyi bir futbolcu olmak istiyorsan, çevrende iyi futbolcuları donatsan iyi edersin. Tıpçı olacaksan ineklerle gez. Eğer ki okulunda kendine göre seni ileri taşıyacak kişileri bulamıyorsan o okuldan ayrılsan iyi edersin.

Eğer çevrende ki kişi başarılı ancak amaçların doğrultusunda meşguliyeti yok ise ondan da uzaklaşman gerekebilir. Zeynep atletizm’de başarılı da sen birkaç dil öğrenmek istiyorsan, senin amaçlarını taşıyan insanlarla takılmak iyi fikir olabilir. İnsan sosyal bir varlıktır ve çoğu insanın sosyalleşeceği kesin gibidir. İşte bu sosyalleşme sırasında kendine ve karşında ki insana faydan olması gerekir. Bir gün efsane KURTLAR VADİSİ dizisin efsane Süleyman Çakır karakterini canlandıran başarılı oyuncu Oktay Kaynarca’ya sorarlar:

-Gerçek hayatta Süleyman Çakır ile arkadaş olur muydun?

-Hayır.

-Neden?

-Çünkü benim bu karakterden alabileceğim bir şey yok.

-Gerçek hayatta Polat Alemdar (Süleyman Çakır’ın dizide ki kankası) karakteri ile arkadaş olur muydun?

Oktay Kaynarca net bir şekilde ‘’Hayır’’ demektedir. Çünkü Polat Alemdar karakteri de Oktay Kaynarca’ya bir şey veremezdi.

Oktay Kaynarca’nın konu ile alakalı videosuna buradan ulaşabilirsin.

İşte aslında iş bu kadar basit. Kendine şu soruyu sor. Ben ‘’Ali’den amaçlarım doğrultusunda bir şey alabilir miyim?’’. Hayırsa bay bay. Evetse yola devam.

Şimdi diyebilirsin ya Ogün sende ne çıkarcı adamışsın. Hayır değilim. Çünkü dostlar unutmayın vermeden almak Allah’a mahsustur. Arkadaşlıkta bir alışveriştir. Ali’den bir şey alırken ona bir şeylerde vermelisin.

BANA AKRADAŞINI SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM

Aslında atalarımızı bir dinlesek şu hayatta başımıza kötü şey gelmeyecek. Ata sözünün güzelliğine bakın ‘’Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim’’. ACUN ILICALI’nın arkadaşım olmasını isterim. Çünkü insanlar bilir ki ACUN’un boş adamla vakit geçirmeye vakti yoktur. Toplum saniyede kararını verir. Evet, bu çocukta bir şeyler olabilir. Birde tersten bakalım. Toplumum yüz karası bir dolandırıcı ile arkadaşlık kurduğunuzu var sayalım. Siz dünyanın en iyi insanı olsanız da toplum bir saniyenin onda birinde sizi damgalar. ‘

‘’Lan bu bizim tatlı su çakalı Ali Cengiz ile takılıyor ben buna iş verir miyim?’’

Vermez tabi neden kendini riske atsın ki. Topluma zarar veren herkesten koşarak kaçın.

Namı iyi insanlarla takılmak için iyi şeyler yapmalısınız. Kazananlar aynı kaybedenler gibi sessizce toplum içinde topluluk oluştururlar. Bu topluluğun içine girdiğiniz zaman normalde açılmayan kapıların bir anda açılır olduğunu, tanımadığınız kazananların bile sizi kazanan olduğunuz için çeşitli etkinliklere davet ettiklerini görürsünüz. O kapından içeri girmek için ilk yapılması gereken şey kaybeden kişilerden uzak durmaktır. Bir süre yalnız takılmanız gerekse bile sizi aşağı çeken namınızı lekeleyen herkesten uzaklaşın. Tek tabanca modeli kaybeden grupta olma modelinden iyidir.

ARKADAŞLARIN BEYİN GÜCÜ TAKIMIN OLSUN

Napoleon Hill abimizdir. Kendisinin görüşlerine güvendiğimiz için sık sık yer veririz. BEYİN GÜCÜ takımı önerisi bu konumuz ile aslında derin bağlara sahiptir. Arkadaşların kimi zaman senin beyin gücün olmalı. Kapasiteli arkadaş sana iyi fikirler verebilir. Unutma herkesin konular hakkında fikirleri olabilir, ancak iyi fikir, iyi yorum almak kapasiteli işidir. Biz insanlar çevremiz tarafından onaylanmış fikirlere daha fazla önem verebiliriz. Bu aslında mantıksız da değildir. Ancak yanlış fikir insanı aşağı sürükleyebilir. Her zaman kaybetmeyi tecrübe etmeye ihtiyacımız yok.

” Napoleon Hill: 13 Adımda  Düşün ve Zengin Ol’’  kitabını ele aldığımız videomuza buradan ulaşabilirsiniz.

   ‘’Bir elin nesi var iki elin sesi var’’ atasözümüze kulak verelim. Bir kişi tek başına asla büyük işler başaramaz. Kişinin bir ekibe ihtiyacı vardır. Bu ekip belki şirketinizi şahlandırıp yıkım ekibinizi kurmadan önce iyi bir arkadaş grubu da olabilir. Biz spot ışıkları altında kimi zaman tek kişiyi görürüz ancak onun arkasında ki ekibi o kişi bilir ve o kişi çoğu zaman bu ekibi onurlandırır. Çünkü bilir ki o tek başına başarıya ulaşamazdı. Unutmayın bencil olmak başarıya kavuşmanızın engelidir. Bireyci olmak, bireylerin gelişerek yükselmesi iyidir. Ancak paylaşmadan ilerlemek mümkün değildir. Kazanan arkadaşlar kimi zaman aynı tereyağından kıl çeker gibi seni birkaç adım öteye götürecek yere konduruverirler.

Ünlü ABD’li iş insanı RAY DALİO insanların farklı şekillerde donanmış olduğunu ve bunu iyice anlayıp insanlara ona göre muamele yapmamız gerektiğini söylemektedir. Buna kesinlikle katılıyorum. Arkadaşlarını senin eksiklerini tamamlayacak, kör noktalarını gösterecek kişilerle donatman gerekiyor. Arkadaşların doğru zamanda eksik olmana rağmen ortaya çıkıp seni yükseltecek ve hak ettiğin yere koyacak. Aslında bu konu başlı başına detaylı bir konu. Kör noktanı göremediğini biliyorum. Yalnız değilsin ben de kimi zaman göremiyorum. ‘’Kör noktalarımızı nasıl tespit ederiz?’’ konulu yazımıza buradan ulaşabilirsin. Ancak bu konunun çok detaylı olduğunu ve üzerinde daha birçok araştırma yapacağımızı bilmenizi isterim.

Ray Dalio ile 5 Adımda Başarıyı Yakala videomuza buraya tıklayarak ulaşabilirsin.

Eksiklerini diğer insanlarla donatarak VOLTRANI oluştur ve kaldıraç etkisi ile başarıya kavuşmanı hızlandır! VOLTRAN derken birkaç farklı kişinin birleşip daha büyük, daha yüce bir organizma haline gelmesinden bahsetmekteyim.  

 

Eğer ki sen beyinsen, kendine bir vücut bulsan iyi edersin. Kol isen bacak bul, kulaksan göz bul. Eksiklerin olduğunu gör ve bunu senin amaçlarına hizmet edecek ve senin de onların amacına hizmet edeceğin kişileri etrafında toplayarak donat.

 

Bir sonraki yazımda görüşene de bilinç, bilgi ve birlik ile hoşçakalın…

Ben Ogün Bence bu blogu açarak güzel bir hareket yaptım. Okumayı ve yazmayı oldum olası sevmişimdir. Artık ailem mi kazandırdı okulda mı kazandım bilmiyorum ama çocukken öncelikle okuma olayı hoşuma giderdi. İlkokulda Harry Potter ve benzerleri gibi romanlar okurken lisede romandan ziyade nasıl kendimi geliştiririm gibi kitaplar okumaya başladım.

Bir cevap bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer