SIRBİSTAN’DA İŞ FIRSATLARI İÇİN SEYAHATİMİZ NOTLARI
Yurtdışında yatırım, iş yapma fikri beni her zaman heyecanlandırmıştır. Bir şekilde yurtdışı ile bağ olması insanı hem mobil hale getirebilir hem farklı kültürleri tanıyıp dünya vatandaşlığı statüsüne geçişi sağlayabilir ve hem de döviz akışı sağlanmasını sağlayabilir. Yurtdışı beni her zaman çekmiştir. Zaten bu doğrultuda Avrupa’da aylarımı ve ABD’de üç yılımı geçirdim. Günümüzde İstanbul’da yaşıyorum ve fırsat buldukça bir yerlere gitmeye uğraşıyorum. Seyahatlerimin iş potansiyeli olması için gayret gösteriyorum. Bugün ki yazımda kısa Sırbistan Niş kenti seyahatimi ve tecrübelerimi ele alacağım.
Neden Sırbistan neden Niş?
Aslında kısa süre öncesine kadar böyle bir kentin varlığından haberim bile yoktu. Sırbistan’a daha önce gitmiştim çoğu gibi destinasyonum Belgrad olmuştu (Çok sevmiştim). Yakın zamanda çocukluktan beri olan Recep’in çalıştığı ve varisi olduğu şirketi Erenli Kauçuk’u ziyarete gittim. Receple dostluğumuzun yanında aile şirketlerinin iş ilişkisi de söz konusudur. Ne var ne yok, Erenli ne iş yapar anlamak hem de sohbet etmek için Ekim 2022’de İzmir Kemalpaşa’da ki fabrikalarına gittim. Sohbet ederken Sırbistan’da yatırım yaptıklarını öğrendim ve konu hemen ilgimi çekti. Sorum belliydi: Neden Sırbistan? Receplerin işi için çeşitli avantajları olduğu için bu lokasyonu seçtiklerini öğrendim. Recep Sırbistan’da iyi bir network oluşturmuş ve sektörünün öncüleri ile etkileşim halindeydi. Acaba bizim işler için de bir potansiyel olur mu diye konuşurken Sırbistan’a beraber gitme fikri ortaya çıktı.
Benim Sırbistan’da iki şekilde etkin olabileceğim fikrim vardı. İlki aile şirketimiz olan yarı mamul demir çelik işini oraya taşıyabilir miyim sorusuna cevap aramaktı. Çünkü Sırbistan hem Balkanlara hâkim hem Avrupa’ya yakın hem de Kuzey ülkelerine (Rusya, Ukrayna) lokasyon olarak ve kültürel bağlamda daha yakın bir konumdaydı. Sırbistan Avrupa Birliğine üye değil ancak Türkiye gibi Gümrük Birliği anlaşmaları söz konusudur. Sırbistan’da depo kiraları Türkiye’ye göre (İstanbul, Kocaeli, İzmir) daha düşüktü. Bu bilgiler bir potansiyel olabileceğini düşünmemi sağladı. İkinci olarak kendi firmamın (OZDUSK DIŞ TİCARET MEDYA) çeşitli ithalat ihracat faaliyetinde bulunabilir mi onu gözlemlemekti.
Recepler çeşitli avantajlardan dolayı fabrikayı Leskovac isimli şehre kuruyorlardı. Fabrika kurulumları Sırp medyasında büyük yankı uyandırmıştı. Fabrika temel atma törenine Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic , Leskovac Belediye başkanı da katılmış ve konu medyanın ilgisini çekmişti. Temel atma töreni canlı yayında yayınlandı. Leskovac, Niş kendine otuz dakika uzaklıkta küçük bir kasabadır. Buranın varlığını da gidene kadar bilmiyordum.
İzmir’den Üsküp’e uçakla gittik. Havaalanından bizi Erenli Kauçuk fabrika müdürü Fikret bey bizi aldı ve Sırbistan’a doğru sürdü. Yol yaklaşık 1,5 saat sürdü. Üsküp’ten Leskovac’a gelmiştik. Yani fabrikanın kuruluyor olduğu yere. Sınırda çok beklemeden içeri alındık. Direk Erenli Kauçuk fabrikasına gittik. Bölge’de Erenli Kauçuk çapında iki büyük fabrika daha vardı. Fabrikanın çalışabilmesi için belediye yol yapıyor, elektrik, doğalgaz gibi alt yapıları çekiyordu. Fabrika 2000 personele çıkmayı planlıyordu. Tabi biz gittiğimizde inşaat sürüyordu yani faaliyet başlamadı. İçerde belli bir süre geçirdik, ustalarda muhabbet ettik. Ustaların çoğu Türkiye’den gelmişti. Sırp çalışanlar da vardı. Fabrikanın bir aya hazır olacağını söylendi. Fabrikada yaklaşık 2 saat zaman geçirdikten sonra Fikret bey ile birlikte Niş kentine sürdük. Leskova ile Niş uzaklığı yarım saat kırk beş dakika kadardı. Acıktığımız için hemen bir restorana daldık. Restoran bana Türkiye’nin 90’larda ki halini anımsattı. Daha bakir, daha az entegre olmuş bir yapıdaydı. Aslında bunu Tüm kent için söyleyebilirim. Niş kentini sevdim. Yaklaşık 200bin kişinin yaşadığı Sırbistan’ın en büyük üçüncü kentidir. Bilgilerin çoğunu Fikret beyden aldık. Kendisi zaten yıllardır Sırbistan’da yaşamaktadır. Sırbistan’ın milli içeceği Rakjia söyledik. Biz de ki rakı gibi olduğunu söylediler. Ancak tadı bana daha çok viskiyi, hatta Brandy’i andırdı. Erik rakısı diye geçiyormuş. Küçük şat bardaklarında servis ediliyor. Gittiğimiz restoranın etleri de iyidi. Ortaya köfte ve başka etler söyledik. Sırp yemek kültüründe etin büyük bir payı olduğunu öğrenecektim. Yemek kültürleri genel olarak damak tadıma uygun diyebilirim.

Niş’in merkezinde Ambasador Otel’e geçtik. Saat 19:00 sularıydı. Klas bir oteldi. Erenli Kauçuk bize kral dairesini tutmuştu. Receple ayrı odalarda kaldık. Odamın yatağı 3 kişilik ve tüm şehir manzarasını görüyordu. Otelin siyah tonlu tasarımı da ayrıca hoşuma gitti. Marketten viski alıp odaya çekildim. Gün içinde epey yorulmuştuk. Odalarda takıldık. Ben viskimi yudumlayıp şehir manzarasının tadını çıkartırken internetten bölgede ki ticaret hacmi, firmalar, sektörler gibi bilgileri araştırdım. Birkaç saat odada çalışıp hem günlük işlerimi de toplandıktan sonra dışarı çıkıp az gezindim. Otelin hemen yanında nehir vardı. Oraya gidip manzaranın tadını çıkarttım. Çok vakit geçirmeden yine otele dönüp dinlenmeye çekildim. Yorgundum ama uykum yoktu. Geceyi çalışarak geçirdim.
İkinci gün Niş bölgesinde ki sanayi bölgelerini gezmeyi planlıyordum. Yeterince araştırma yapmadan Sırbistan’a gitmem seyahatimden maksimum verim almamamı engelledi. Gitmeye hızlı karar vermiştik bileti iki hafta önceden aldık. Hem işlerim dolayısıyla düzgün bir fizibilite çalışması yapamadım. Sanayi bölgesi belirleyemedim, belirlemiş olduğum bazı firmalara da ziyaret talebinde bulunsam da müsait olmadıkları için bir sonra ki sefere diye anlaştık. Bu durumda öğlen öncesi otelde kalıp günlük işlere baktık. Bu arada otelin kahvaltısı da güzeldi. İşler toparlanınca Recep’le çıkıp Niş kentini keşfettik. Zaten küçük bir şehir olduğu ve merkezde olduğumuz için yürüyerek gezebildik. Aralık ayının ortasında Sırbistan’ın daha soğuk olmasını beklerdim ancak hava 15 16 derece ve güneşliydi. Çarşıyı pazarı, kaleyi gezdik. Şehirde görülecek yerler 1km2 içindeydi zaten. Sonra bir yerde yemek yiyip otele geçtik. Akşamında Fikret bey gelecek ve yemeğe çıkacaktık. Yine otele dönüp günlük işlere baktık. Ben bu sefer bir sonra ki sefer için detaylı Sırbistan araştırmasına başladım. Bir iki kontak bulup iletişime geçtim. Danışmanlık firmaları araştırdım burada neler yaparız diye baktım. Sırbistan tabii büyük bir sanayisi olan bir ülke değil. Bu yüzden büyük ticari firmalar da kurulmamış. Önemli firmaları mevcut ancak ilk araştırmamda Sırbistan pazarı için yarı mamul demir-çelik işinin çok mantıklı olamayabileceği düşüncesine kapıldım. Ancak bu daha ilk girizgâh olduğu için ön yargılı davranıyor da olabilirdim. O yüzden karar verme işini zamana bıraktım. Sırbistan’ın güneyi kuzeyine göre daha az sanayi bölgesi içeriyordu. Bir sonra ki Sırbistan seyahatinde Kuzeye gidebilirim diye düşündüm. Aynı zamanda e-ticaret verilerine baktım. 2021 e-ticaret hacmi 700 milyon dolardı. Dijital ticaret her geçen gün gelişmeye devam ediyor. Tüm diğer ülkeler gibi. Araştırmaya değer şeyler bulup notlarıma ekledim, ekibime araştırma yapması için bilgileri ilettim.

Akşamında Stambuljiski diye bir restorana gittik. Yine 90’ların Türkiye’si aklıma geldi. Garson yarım yamalak Türkçe biliyordu. Türkçe’yi nereden öğrendiğimi sorduğunda eksiden çalıştığı restorana çok Türk gelip gidiyor onlarla iletişim kurarak öğrendim dedi. Türkiye nüfusundan mı başka sebepten mi tam bilmiyorum ancak Balkanlara nazaran daha gelişmiş ülke olmuş gibi gözüktü gözüme. Ancak Sırbistan’da yediğim etlerin kalitesinin yüksek olduğunu söylemeliyim. O restoranda kuzu eti yedim ve Niş kentinden çıkan birayı içtim. Fikret beyin de e-ticarete ilgisi vardı. Hatta e-ticaret yapıyordu. Yemekte Sırbistan’da yapılabilecek potansiyel işleri konuştuk. Fikret beyden epey yararlı bilgi aldığımı söyleyebilirim. Yemekten çıkıp biraz sokaklarda dolandık. Gece kulübüne gidelim mi konuştuk ancak gitmekten vazgeçtik. Ben yine odama çekilip viskimi doldurup araştırmalara koyuldum. Hedef belirleme amacını taşıyorum. Hedef olmadan, amaç olmadan bir adım atmanın hiçbir manası yoktur.

Genel olarak bir şeyler çıkabileceğine kani oldum. Sırpları genel olarak Türk kültürüne yakın ve güvenilir insanlar olarak gördüm ve bana söylenenlerde bu yöndeydi. Sırbistan Avrupa’ya açılan bir kapı olabilir. Balkanların dağıtım merkezi olabilir. Slav ülkeleriyle sıcak ilişkiler kurulmasına ön ayak olabilir. İçerde pek bir hacim yakalanamasa bile bir kapı kesin olabilir. Coğrafi açıdan ticarete uygun bir yerde olduğunu rahatça gözlemleyebiliyorsunuz. Amacı belirlemek, gümrük mevzuatını öğrenmek, nasıl ekip kurulur, kalifiye adam nereden bulunur gibi sorular söz konusu. Sırbistan’da ticaret yapma fikrini hala heyecanlı buluyorum. Araştırmaya devam edeceğim. Bilgiler arttıkça yeni fikirler ortaya çıkacak, uykuları kaçırtacak projeler belirmeye başlayacaktır.

Sabahında yine rutin işleri toparlayıp kahvaltımızı yapıp otelden ayrıldık. Erenli Kauçuk bize özel şoför ayarlamıştı. Rahat Mercedes aracımızla Makedonya’ya doğru yol alıyoruz. Şu an da aslında tam olarak Makedonya sınırından yazıyorum. Arkamda duran şoförümüz Marco. Güzel sohbet ettik kendisi ile. Güney Sırbistan’da şoför ihtiyacı olan kişiler bana yazarsa iletişim bilgilerini paylaşabilirim.

Girişimcilerin, ticaret oyuncularının, genç ruhlu iş insanlarının durmadan aksiyon almaları gerektiğini düşünüyorum. Hiç beklemediğiniz an fırsatlar kapınıza çıkabilir. Bu gezimden örnek verebilirim. Daha İzmir Adnan Menderes Havalimanında uçağı beklerken Recep’in arkadaşlarına rastladık ve sohbet ederken demir çelik kullandıklarını öğrendim ve kendilerine teklif verdim. İzmir’e dönünce detayları görüşeceğiz. Durmak yok!
E-ticaret mi yapmak istiyorsun? Başarı için 4 etmen nedir konulu blog yazım hoşuna gidebilir. Yazıya buradan ulaşabilirsin.