Nasıl Para Kazanılır? : 4 Maddede Neden Derhal Ayakkabını Giyinmeli ve Kendini Evin Dışına Atmalısın
Kişinin en büyük düşmanı kendisidir derler. Kendimiz en büyük düşmanımız olmakla birlikte ‘’güvenli alanlarımız’’ da gelişimimizin önünde ki en büyük engeldir. Nasıl Para Kazanılır? Önce kendini evden dışarı atman gerekiyor. Peki internetten nasıl para kazanılır konulu videolar çeken yazılar yazan ben Ogün Özkan, neden sizi güvenli ve serin evinizden çıkartmaya çalışıyorum? Çok vaktinizi almadan açıklamaya çalışacağım.
Para nasıl kazanılır? Kolay para nasıl kazanılır? Ara ara hep aklımıza gelir değil mi? Zihin der ki ‘’Ogün’üm para kazanmalıyız’’. Kötü bir fikir değildir para kazanmak ancak aksiyon almadıkça para kazanma fikri stres yaratmaktan başka işe yaramaz. Kolay para kazanma hikayesini geçelim. Para, onu gerçekten hak edene gelecektir. Kesin olan bir şey var ki, evde anneciğinin yaptığı (sevgi dolu) yemeği yiyip, Netflix izleyip ya da çalışıyor olsa da kendi dünyasına, kendi duvarlarına hapsolup başarıya ulaşmış kişiler para kazanamaz. Kazanıyorsa da ancak internette ki insanların ona inanmaları sonucu kazanacaktır. Bu söylemi şimdilik açmayalım ve size düşünme yeri bırakalım. Yorumu olan lütfen yorumlara yazsın.
Bu yazı bir ne satarak para kazanabilirim yazısı değildir. Bunu merak edenler bir önce ki yazım bu konu hakkındadır tam olarak buraya tıklayarak yazıma ulaşabilirler. Peki o zaman bu yazım ne hakkında? Bu yazımda sizi para kazanmaya hazırlamak için alınması gereken çok basit aksiyonun ne olduğunu sebepleri ile açıklamaya çalışacağım.
O zaman kendinizi, tam şu an, evden dışarı atın ve bu yazıyı kavrayarak okuyabileceğiniz sakin bir yere geçin!
Para Nasıl Kazanılır Sorusu ile Evden Dışarı Çıkmanın Ne İlişkisi Var?
Para kazanmak için neden evden derhal kurtulmamız gerekiyor açıklamalı maddelere geçmeden önce şunu belirtelim, ben de evimi seven evde zaman geçiren bir insanım. Ancak yıllar önce fark ettim ki ‘’sistem’’ aksiyon almayanlara gülmüyor. Talih hiçbir zaman dört duvar arasında sıkışmışlardan yana olmayacaktır. Başarı ve para onu gerçekten hak edenlere yani AKSİYON ADAMLARA akacaktır. O halde daha fazla vaktinizi almadan Nasıl Para Kazanılır sorusuna neden evden çıkmamız gerektiğini maddeler halinde açıklayamaya başlayalım.

1. Diğer insanlarla etkileşin
İnsan sosyal bir varlıktır. Asosyaller bile sosyaldirler. Her şeyden önce bilelim ki insan için sosyalleşmek; yemek yemek, uyumak, sevişmek kadar önemlidir. Böyle kodlanmışız! Sakın ıssız adamı oynamayın (film de ki karaktere de gıcık olmuştum zaten). Havalı, ıssız adam (kadın) tek başına takılıyor. Allah’ım ne kadar hoş ve seksi! YOK YA… Bunu ancak kim söyler biliyor musunuz? DÜŞMANLARINIZ. Siz tek tabanca dolanırken onlar network lerini genişletmekle meşguller ve toplum kurallarına uymaktansa tanıdıkları ile bağlantıları ile seri bir şekilde sizi solluyorlar. Ama benim düşmanım yok ki? O zaman DERHAL bir düşman edinsen iyi edersin. Düşmanın seni var eder. Hayatta bir gaye sahibi olmanı sağlar. Kendini korumanı ve doğru zamanda saldırıya geçmeni sağlar. Ancak biz bugün ‘’değerli’’ düşmanlarımızı konuşmayacağız.
İnsanlarla etkileşmek her yönden iyidir. Bir start-up fikrin var ise sakın o fikri kendine saklayayım deme. O ‘’müthiş fikrin’’ senden çalınmayacak merak etme. Fikrini insanlara anlatmalısın. Ama whatsapp üzerinden falan değil. İnsanlarla; senin gibi düşünen, senin hayallerine sahip ya da onları gerçekleştirmiş, senin normlarını paylaşan ya da onlar gibi olmak istediğin insanlarla paylaş. ‘’Ya bizim mahallede böyle bir kafe yok ki…’’. O halde derhal o mahalleden uzaklaş. Sana arkana rüzgâr alacağın basit ve küçük bir fikri yaşamış biri olarak anlatacağım.
Dediğim gibi ben haftanın belli günleri evden çalışan biriyim. ÇOK SIKILDIĞIM DA OLSA, bir yanlışlık görmüyordum bu işte. Aslında içten içe geliyordu yani iç güdülerim ‘’lan oğlum ne yapıyorsun evde’’ dese de tembel şeytan durumdan gayet memnundu. Hafta başı bir yatırımımdaki iş ortağım İstanbul’a geldi. Kendisi yatırımcı olduğum işletmelerden birinin CEO’sudur. İstanbul’a direk benimle ve başka birkaç kişiyle görüşmek için geliyordu. Ama asıl işi benimleydi. Bana nerede buluşalım diye sorduğunda ‘’Neden bende buluşmuyoruz, klima var sessiz, kahve de yaparım’’ gibi şeyler söyledim. Kendisi bu teklifimi anında reddetti ve Kolektif House’da buluşmayı teklif etti. Normalde orada bulunmamız gereken bir zorunluluk söz konusu değildi. Sonuçta Excel çalışacaktık ve kimseye ihtiyacımız yoktu. Hatta benim gibi odak noktası çabuk dağılan bir kişinin orada önemli konuya odaklanamama ihtimali vardı. Ancak sonuçta patron oydu, ondan da öte kız şehir dışından geliyor ve misafirim ne istiyorsa orada bulunmak doğru olurdu. Kabul ettim. Tabii bu arada dedim ki ya işte arabayı nereye park edeceğim, trafik ne kadar kötü olur, girişte de gereksiz para vereceğiz, hava da boğucu sıcak neden böyle bir yapıyoruz gibi sorular kafamda dolanıyordu. Rasyonel düşününce kulağa mantıksız geliyordu. (Ancak mantık her zaman çalışmaz…)
Sonuç olarak Kolektif House Levent’te buluştuk. Paylaşımlı alanlara oturduk ve çalışmaya başladık. Bu sırada beklenmeyen bir şey oldu. Aylardır ulaşmaya çalıştığımız bir ‘’Melek Yatırım Şirketinin’’, ki bu şirketin bizim şirkete yatırım yapmasını çok istiyorduk, Kolektif House’ta ofisinin olduğunu fark ettik ve ofiste ‘’meşgul’’ bir beyefendinin oturup telefon toplantıları yaptığını fark ettik. CEO dedi ki ‘’hadi kapısını çalalım’’. Birbirimize baktık ve fikir ikimizin de hoşuna gittiğini görünce hemen ayağa kalktık ve kapısına gittik. Telefondaydı. Biz camı tıklatıp selam verdik. Kısa zaman sonra beyefendinin konuşması bittikten sonra kapıyı açtı ve bizi içeri davet etti. Kendisi ile tanıştık ve aylardır telefonda bile görüşemediğimiz firmanın önemli bir pozisyonunda ki beyefendi ile 1 saat boyunca toplantı yaptık şirketimizi tanıttık ve ondan tavsiyeler aldık.
Kaç puan? 10 üzerinden 11! Nasıl Para Kazanılır? Ya da nasıl insan kazanılır mı diyelim…
Start-up fikriniz mi var? Fikriniz yok ama teknoloji oyununun (ekosistem) içine mi düşmek istiyorsunuz. Gideceğiniz adresler bile belli! Paylaşımlı ofisler network yapmak için biçilmiş kaftan. Artık Steve Jobs gibi garajınızda fikir geliştirip hayata geçirmek zorunda değilsiniz. İnsanlarla etkileşin!

2. Ev Tembellik Yeridir: Orayı Terk Edin

Evde para nasıl kazanılır? Evde online bir iş ile ilgilenip para kazananlar var aranızda biliyorum. Bende onlardan biriyim. Ancak bu durum evin rahatlama, yenilenme ve tembellik yeri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İnsanın gün bitiminde kendini atıp dinlenmeye çekildiği yerdir ev. Home-office kavramı pandemi ile birlikte iyice moda oldu. Bende kimi günler home-office çalışıyorum ancak biliyorum ki yarattığım DEĞER azalıyor. Eğer ki maaşlı çalışansanız ve amacınız saatinizi doldurmak ise home-office tam size göre. Biz burada aksiyonun değerini bilen kazananlar olarak toplanmış bulunuyoruz. Full-time bir işiniz olsa da yerinde durmayacak kadar AÇ, evet AÇ insanlarız biz. Steve Jobs ‘’Stay hungry, stay foolish’’ dediğinde aslında bundan bahsediyordu. İnsan yükselmek için aç olmalı ve aç insan evde istese de duramaz. O aksiyon hastası zihin evde ancak kendini yer.
Dinlenme alanına akşam gelir sabah çıkarsın. Gün içinde aksiyon halinde olmalısın. İşin mi yok? Çık gez, evet git Starbucks’ta kahve iç. Ver 60 70tl kahveye. Ben de yakın zamana kadar buna karşıydım ancak görüşümü değiştiriyorum (değişim gelişimdir). Eğer ki o Starbucks sana iyi geliyorsa, ilgini çeken insanlar geliyorsa, en önemlisi kendini orada yaratıcı hissediyor ve kafanda yeni fikirler oluşturuyor ya da oluşmuş fikirleri hayata geçirmene katkı sağlıyorsa 60tl nedir ki? 500tl olsa yine vermek lazım.
Dışarda bir kafede otururken canın sıkılıp kendini koltuğa atamazsın. Klimanın altına geçip fosur fosur kendini koltuğa yayıp da camdan dışarı bakıp dışarıda yürüyenlere acıyamazsın. Dışarıda milyonlar peşinde olanlar da evdekilere acıyor… ANCAK buna şu an vereceğin aksiyon kararı ile son verebilirsin. Dışarıda akılalmaz potansiyeller seni bekliyor. Sakın ama sakın medyanın, ya da halk ortalamasının edindiği dertlere ortak olma. Şu an Temmuz 2023 ve Türkiye enflasyonla savaşıyor. Peki senin bu savaşta ki rolün ne? Enflasyon altında ezilen misin yoksa bu işe bir dur deyip aksiyon alacak kişi mi?
3. Zihni yeni bilgilerle doldurun
Evde yeterince bilgi alamazsın. ‘’Ama ben okuyorum’’ ‘’İnternette (pozitif) sörf yapıyorum’’. Kaç saat yapıyorsun? 1 saat okusan 1 saat sörf yapsan etti 2. Geriye kaldı 22! Yanlış anlamayın okur yazarlara saygım sonsuz ve bende günde en az 30 dakika okumaya çalışıyorum. Ancak şimdi size büyük konuşacağım. ÇOK OKUMAK İYİ DEĞİLDİR (Çok internet sörfü de…). Bunu 1000’e yakın kitap okumuş şu kardeşiniz söylüyor. Elbette bilgi bizim mottomuzdur (bilinç, bilgi, birlik). Ancak ”Nasıl Para Kazanırım?” Sorusuna cevap arayan kimseler o cevabı bir kitapta bulamayacaklar, evet acı gerçek bu. Belki yakınlaşırsınız ancak bulamazsınız. Özelleşmiş bilgiye ancak dışarıda aksiyon alırken ulaşırsınız.
Evde oturan kimsenin pek zihin jimnastiğine ihtiyacı yoktur. Her şey yerli yerinde. Dışarıda vakit geçiren kişinin ise, zihni hep çalışır. Hele hele yeni yerlere gittiğinizde, çok daha fazla bilgiye boğulursunuz. Olaylara, hayata başka perspektiften bakmak için farklı lokasyonlara gidin. Oranın havası, suyu, insanı, toprağı kısaca her şeyi size bir şey katacaktır. Siz kendinizi habitatınızla ayrı mı zannediyorsunuz? Bulunduğunuz alan sizi hem yaratıcılık anlamında hem ruhsal anlamda fazlasıyla etkiliyor. Düşünün sabah uyandınız ve birkaç saatinizi yatağınızda geçirdiniz (tam bir kaybeden işi). O yatakta zihninize ne gibi yeni bilgi gelebilir ki? Aynı yatak aynı döşek aynı çorap dolabı…
İşim yok çıkmayacağım demeyin, işiniz yoksa çıkın ve kendinize iş yaratın. Boş zihin tehlikelidir, hem de atom bombası kadar tehlikeli…
4. Dışarda milyonlar kazanılırken siz evde aşağılık kompleksine girmeyin

Dışarıda birileri milyonlar kazanıyor. Hemde şakacıktan değil, gerçekten. Hemde bu kişiler öyle sadece kelli felli yaşlı insanlar değil; sizin eski sıra arkadaşlarınız, mahallede top oynadığınız adamlar, okuldayken havalı ya da silik gözüken tipler, küçükken kafasını okşadığınız bebeler… Birçok farklı kişi müthiş işler başarıyor. Onları tebrik ediyoruz. Peki senin payın nerede? Senin hakkına düşen doritos cips, kola ve Warcraft oyununda güçlü bir karakter mi? Egzersizsiz vücudunla herkesi karın kaslı erkeklerle, güzel poplu kadınları ‘’kendine’’ küçük mü görüyorsun? (Salak ne kadar da kasmış…). Kusura bakma ama dışarıda ki olanlar gerçek. Kafayı kuma gömmekle maalesef işler farklı işlemiyor. İşin güzel yanı ise, HAYIR sen bu hayata bu olan olayları izlemeye gelmedin. Herkes kadar senin de tarih yazmaya hakkın var! Ancak kapalı kutuda oturarak hiç kimse tarih yazmamıştır. Dışarıya yani savaş meydanına çıkmalı ve ‘’o’’ kazananlardan bir farkın olmadığını dünyaya göstermelisin.
Dünyayı Kimler Yönetiyor? City of London neresidir ve İngiltere kralı bile neden kafasına göre oraya gidemiyor? Konu hakkında detaylı bilgiler anlattığım videom için buraya tıkla!
BONUS: Ailesi ile Yaşayanlar için Bonus,- Evde ki Çocuk Personanızdan kurtulun
Ailenle yaşıyorsan zaten evde her saniye çocuk muamelesi görüyorsun. Muamele diyorum çünkü sen aslında bir çocuk değilsin. Ailen seni bir çocuk sanıyor (ve hayat boyu sanacak…). Sen ise başka persona’lar yaratmış, karakterinle birleştirmiş bir kişisin. Hala toplumsal kimliği oluşturmadıysan ya da toplumda kim olmaya karar vermediysen bu konu üzerinde çalışman gerekiyor. Toplumun sana biçtiği rolü (eğer ki bad bir rol ise) kabul etmemelisin. Kaderin kurbanı değilsin. Önce kim olmak istediğine karar ver ve sonra onun için çalış. Olmak istediğin kişilerin takıldığı yerlere git, seminerlere katıl, sosyalleşmeden uzak kalma. Şunu unutma, bir sosyal patlama olmak zorunda değilsin, ancak büyük işler başaracaksan tek başına hiçbir şey yapacağının farkına varmalısın ve sosyal becerilerini geliştirmeye başlamalısın. Bunun en iyi yöntemi de kabuğundan, konfor alanından çıkmak ve sosyalleşmektir.

Aileden olabildiğince uzaklaş. Yanlış anlama, elbette ailemizi çok seviyoruz ve iyiki varlar ancak burada ki nokta şu: sen kendi krallığını yaratmak isteyen hayalleri olan birisi isen gerçek dünyayı tanımak zorundasın. Bu da en başta aile evinden çıkmakla başlıyor. Gerçek dünya KESİNLİKLE evde ki dünya değil ve sen de bir çocuk değilsin. Çocuk yaştaysan da çocuk değilsin. Seni hedefe kilitlenmiş, dünyayı değiştirmeye hazır bir makinasın. Sen bir KAHRAMANSIN. Bu makinayı evde mutfak robotu olarak kullanırsan büyük bir günaha imza atmış olursun.
Kimi zaman sonsuza kadar yaşayacakmış gibi hissederiz ancak şunu unutma. Bir gün göçüp gideceğiz ve buradan gitmeden önce ‘’hayal ettim ama uygulamadım’’ ya da ”hayat b.ktan bir yermiş” ya da ”ah yalan dünya” mı demek istersin (dünyanın büyük kısmı gibi) yoksa ‘’yaptım oldu’’ mu demek istersin?
Eğer yaptım oldu diyenlerdensen bizdensin demektir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile yazımızı sonlandıralım : ‘’Zafer benimdir, diyebilenindir’’ (Atam iyiki varsın ve bu toplumun rol modelisin)
bilinç bilgi ve birlik ile…