90 Gün Diyeti: Negatif Alışkanlıklardan Arınmak

Okuma Süresi: 8 dakika

    90 Gün Diyeti: Negatif Alışkanlıklardan Arınmak

 

Hayat neden-sonuç ilişkisine bağlı ve bunların çıktısı geleceğimizi inşa ederken iç dünyamızda büyük duygu patlamalarının yaşandığı iki taraflı bir dünyadır aslında. Dış dünyada bir önce verdiğimiz kararın çıktıları için koştururuz, iç dünyamızda ise bu verilmiş (ve verilmemiş) kararların acılarını ve coşkularını yaşayarak duygusal sınavımızı veririz.

Bali’den Bangkok’a uçarken

En son yazımda Bali’den Bangkok’a uçuyordum ve çeşitli kararlar verdiğimi söylemiştim. Bu kararların kimi hayata geçti kimi hayata geçmedi. Geçmemiş olanları söylemenin lüzumu yok ancak bu yazımda hayata geçmiş olan kararlarımı ve bu kısa zamanda ne gibi değişikliklere sebep olup/olmadığını ele alacağız.

 

İnsanın değişmek için alışkanlıklarını değiştirmesi gerekmektedir. İnsan aslında hayatı bir bakıma robot gibi yaşayan bir varlıktır. Evet duygularımız var ve robot olamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahibiz ancak benim dikkat çekmeye çalıştığım şey monotonumuz; rutinlerimizdir. Günlük rutinimiz orta uzun vadeli hayatımızı şekillendirmektedir. Uyanma saatimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz, gün içinde gittiğimiz yerler, görüştüğümüz kimseler, boşluklarda okuduklarımız, izlediklerimiz, kötü alışkanlıklarımız iyi alışkanlıklarımız bunların tümünün sizin hayatınızda neler olduğunu bana söylerseniz bana daha fazla şey söylemenize gerek kalmaz. Nasıl bir yaşam tarzınız olduğunu ve (değişene kadar ki) rotanızı %80 çözmüş olurum. Aynı şekilde benim günlük rutinim de sizin benim hakkında epey bilgilenmenizi sağlar. Ancak konumuz günlük rutinlerimiz değil. Bizim otomatiğe bağladığımız KÖTÜ alışkanlıklarımızdan kurtularak yerlerine iyi alışkanlıkları koymak suretiyle gerçek manada DEĞİŞMENİN deney başlangıcını yazıyorum. Alışkanlıkları değiştirmeden değişim gelmeyecektir. Konuşmak ya da konuşmamak da yeterli değil. Aksiyon şarttır. Laf salatası ile peynir gemisi yürümez…

 

   Bu yazı bir kişisel gelişim, motivasyon, ‘’nasıl başarırım?’’ yazısı değildir. Keza bu bir başarı yazısı değildir. O yüzden değerli okuyuculara ders vermek ne haddimdir ne de niyetim…

 

Rutinimizdeki İyi ve Kötü Alışkanlıklar

 

İnsan kendi hayatında yaptığı iyi ve kötü şeyleri iyi kötü tahlil edebilir. Yapılan bir aktivitenin bir yararı görülmüyorsa, ya da hissedilmiyorsa zaten o yararlı bir aktivite değildir. Bu kişiden kişiye değişebilir. Örneğin alkol kullanmak bana iyi gelmezsen, alkol desteği ile sahne korkusunu yenip daha iyi performans sergileyen bir ‘’stand-up’’ yapan kimseye iyi gelebilir. Bende bir TEDX konuşmasına davet edilsem muhtemelen bir iki kadeh viski içip çıkardım konuşmaya. Tamamen anlaşılır bir ihtiyaç. Alkolü bir kaçış ya da kısa süreli zevk için kullanıyorsak bu işte başka bir konudur. Ancak ben hayatımın bu döneminde ki bu dönem daha önce ki yazımda bahsettiğim gibi (kabaca) 90 günlük belirlenmiş bir periyottur (2 Temmuz 2023- 2 Ekim 2023) alkol almamaya karar verdim bu kararımın DEĞİŞİM SÜRECİME pozitif etkide bulunacağını düşünüyorum. Yanlış anlamayın çok alkol içen, alkolik olan birisi değilim. Zaten karakterim gereği bir bağımlılık sahibi olamam. Burada alkole ara vermekte ki amacım üzerime sinmiş olan TEMBELLİKTEN kurtulmaktır. Nedir bu tembellik? Tüm gün boş boş takılmak değil. Yine erken kalkıyorum yine işime gidiyorum ancak ÜRETMİYORUM. Zorunda olduğumuz için yaptığımız işler üretkenlik değildir. Otomatiğe bağladığım işleri (ki bu işleri gerçek bir robot yapabilir) yapması gereken şeyleri yapıyorum ancak bir üst seviyeye yürümemi sağlayacak üretim kısmında ilerleme kaydedemiyorum. Bu alkolün suçu 🙂 … Şaka bir yana boş zamanlarda yapılan kötü alışkanlıklar üretim sürecini fazlası ile etkiliyor. Alkole bay bay…

Kötü Alışkanlıkları Bırakmak Yeterli Mi?

Alkol içmemek ya da alkolü bırakmak insanı ileri noktaya taşısaydı bütün hacılar hayallerini gerçekleştirmiş olurdu. Sadece alkol bırakmak hiçbir işe yaramaz. Demek ki DEĞİŞİM için derine inip hayatta başka hangi boş muhabbetlerin olduğu kavramak ve onları da elimine etmek gerekir. Size bir soru; işte, arabada, tuvalette, yürürken, Starbucks’ta sıra beklerken, sevgiliniz ile romantik bir yemekteyken, yatmadan önce, uyandıktan sonra, işiniz olmadığında parmaklarınız sizi nereye götürüyor? Kendinizi bir anda ne yaparken buluyorsunuz? Bu sorunun cevabı eğer ki SOSYAL MEDYA değilse, sizi tebrik ediyorum. Ancak benim ki SOSYAL MEDYA idi. Birde kendimi entelektüel okur yazar, derin düşünen sokak filozofu olarak görürüm. Ancak el boşluklarda gideceği yeri biliyor. Instagram, Tiktok ve YouTube… Şimdi bir içerik üreticisi olarak ve yer yer sosyal medyadan yararlanmış da bir insan olarak sosyal medyayı şeytanlaştıracak değilim. Birçok insana gelir kapısı olmuş, Andy Warhol’un’bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak’’ sözünü gerçeğe dönüştürmüş, bizi geleneksel medyanın olaylara bakış açısına (öyle diyelim 🙂 ) hapsolmaktan kurtarmış ve en nihayetinde bir teknoloji ürünü olan ve insanların talep ettiği bir şey olan sosyal medyaya sallamayacağım. Zaten biliyorum ki yine oraya dönüp içerik üretip, özel günlerimi paylaşıp, sevdiklerim ve ilgi alanlarım olan kişileri takip etmeye devam edeceğim. Biliyorum ki nostalji yaşamak istediğim zaman girip eski Instagram fotoğraflarına bakıp duygusal anlar yaşayacağım. Ancak şu an, içinde bulunduğumuz anda değil… Instagram ve Tiktok’u geçen haftalarda kapatmıştım (offline olmuştum), asıl olayların (olaylarımın) olduğu YouTube’a ise dün itibari ile ara verdim. Çünkü her şeyin fazlası zarar. Ve bu aşamada YouTube bana iyi gelmiyor. 2 Ekim 2023’e kadar sosyal medyaya da bay bay…

 

NOT: YouTube kanalıma ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Sosyal Medya’yı bırakmak işleri yoluna koysaydı Amazon’da yaşayan yerlilerin dünyayı kurtarması gerekirdi. Ancak işler öyle değil… Demek ki sosyal medyaya ara vermenin uygun olduğunu düşünmek ile birlikte tek başına pek bir işe yaramayacağını da kavramış bulunuyoruz. Önemli olan kurtulmuş olduğumuz (görece) negatif alışkanlığın yerine pozitif bir alışkanlık koymak. Bu pozitif alışkanlıkta insanın gelişim sürecine yardım ediyor olmalı. Eğer ki böyle bir alışkanlığa dönüştürmediysen sosyal medyaya dön daha iyi. En azından eğlenirsin… Ve de işler sosyal medyayı bırakmak ile de bitmiyor. Daha derine inip BANA YARARI OLMAYAN başka ne gibi ‘’Dikkat Dağıtıcı’’ konular ile ilgileniyorum diye sormak gerekiyor. İşte benim son zamanlarda takip ettiğim dikkat dağıtıcılarım; siyaset, komplo teorileri, tarih, ezoterik öğreti, motivasyon konuşmaları ve öğretileri, nasıl başarılı olunur videoları, başkalarının kazandığı paralar (bu daha çok dışardan akan bilgi), başarıları ve başarısızlıkları ve şu an aklıma gelmeyen ancak geldiğinde iyi kötü bu bir dikkat dağıtıcıdır diyebileceğim birkaç konu başlığı daha…

Siyaset: Vatandaşın (En azından Türk ise) En Büyük Dikkat Dağıtıcısı

Çok uzatmaya gerek yok, seçmen seçim zamanı partilerin tüzüğünü okur, mitinglerini takip eder, kendisine en yakın olduğu, onu temsil ettiği kişiyi düşündüğü kişiye ve partiye oyunu verir  (ya da oy vermeme hakkını kullanır) geçer. Geri kalan her şey siyasetin dışında ki sade vatandaş için stres kaynağı ve dedikodudur. Güç çatışmalarının arasında kalmış, algı operasyonları ile zihni ele geçirilmeye çalışılmış bir kurbandır aslında sade vatandaş. Elbette bu bizim kaderimiz değil, seçimimiz… Genel başlıkları ile radyoların verdiği 60-90 saniyelik siyaset başlıkları belki takip edilebilir ancak gerisi DEĞİŞTİREMEYECEĞİN bir konuya müdahil olmak ve siyasetle dolmuş zihinle çevrende ki insanların kafasını ütülemekten öteye geçemez. Bu gerçeği kavradığında insan kuş gibi rahatlar ve siyaseti siyasetçilere bırakır. Ha, Ogün’üm ben siyasetçi olacağım ya da daha ileri gidip ben dünyayı kurtaracağım diyorsan sana saygım sonsuz; yürü, bende sana destek olabilirsem memnun olurum … Ancak ben o değilim. Enerjimi başkalarının güce olan açıklarını doyurmaları için kullanılmış bir piyon olarak çarçur etmeyeceğim. Siyasete bay bay…

Haberler ve Komplo Teorileri

 

Belli bir meraklı kitle var ve bu kitleye ben de dahilim (yakında hariç olacağım). Çocukluktan beri meraklı birisi olduğum için farklı konulara da ilgi duysam da gizemli örgütlere, dünyayı kim yönetiyor, gerçek ne gibi sorulara hep cevap aramış ve bu yolda kitaplar okumuş, videolar izlemiş, kafa patlatmış bir insanım. Şimdiye kadar bir yararını gördüm mü? HAYIR. Bir zararını gördüm mü? EVET. Komplo teorileri (yanlış anlaşılmasın rahmetli Aytunç Altındal gibi saygın komplo teorisyenlerini ayrı tutarak) gelir elde etmeyi amaçlayan bir iş modelidir. İnsanların korkularını; geleceğe dair felaket senaryoları, ya da uzaylı istilası, yok inler cinler, yok mavi kan reptilianlar, konularını gündeme taşıyıp insanları toplumun olağan akışından çıkartıp HEM ÖZEL HİSSETMELERİNİ sağlamak hem de KORKMALARINA sebep olmaya yarayan BOŞ MUHABBETTEN başka bir şey değildir. İşin güzelliği komplonun sonu yoktur. Salla sallayabildiğin kadar… Bakınız dünyanın her türlü hali olabilir. Yani bu komploların hepsi (en azından bir kısmı) gerçekte olabilir. Ancak bunu bana yararı var mı kardeşim? Cevap hayırsa at çöpe. Sonuçta ben yatağımda uyurken E.T pencereden içeri girip beni kaçırmayacak. O zaman banane… Komplolar sadece bunlardan ibaret değil. Örneğin Türkiye’de yaşayan ve kendisini bir vatansever olarak gören bir kişi olarak TV’nin nasıl bizim en içten duygularımızı nasıl sömürdüğüne bakalım: ‘’Yunanistan yakında saldıracak’’ , ‘’Amerika’yı arkasına aldı’’ , ‘’İstanbul’u işgal etmek istiyorlar’’ , ‘’Türk topraklarında Kürdistan kurulacak’’ , ‘’Lozan Anlaşmasının Gizli Maddeleri’’ vesaire vesaire… Yine aynı noktaya parmak basalım. Bunların çoğu/bir kısmı doğru olabilir. Sonuçta ‘’Dünya Türk Olsun’’ gibi ‘’Kızıl Elma’’ gibi Türk’ü üstün kılan görüşler de var. Yani tersi de olabiliyor. Burada ki odaklanmak istediğimiz nokta şu, elbette insan büyüdüğü doyduğu, yaşadığı vatanını korumak için elinden geleni yapacaktır. Ancak sen ve ben gibi sıradan insalar bunu en iyi işini düzgün yaparak gerçekleştirir: ‘’Vatanını en çok seven insan görevini en iyi yapandır’’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü unutmayalım. Ben bir tüccar olarak, Batı (ya da Hıristiyan birliği) İstanbul’u işgal etmesin diye sokağa çıkıp aksiyon alamam ki. Bu ordunun işidir ve ordu zaten bu konuları hassasiyetle takip ediyordur. Ve eğer asker desteği olursa zaten bizi orduya davet edeceklerdir. GERİSİ FASA FİSO. Gerisi korkuya dayalı reyting peşinde olan, TV kanallarının kolpası… Bütün gün aynı haberleri bas aynı kişileri konuştur aynı manşetleri at… Komplo teorisi arıyorsanız bitmez, size bir yarar nasıl mı olur? Komplocu olursunuz ve komplo satmaya başlarsınız bu şekilde gelir kaynağı elde edebilirsiniz. Hatta milyoner olabilirsiniz. Ancak ben bir komplocu olmak istemiyorum.

Hobilere Ara

 

Tarihi hobi olarak severim. Ancak hayatımın bu döneminde hobiye yerim yok. Benim ilerlemem gerekiyor. Bu da demek oluyor ki tarih kitaplarına ara veriyoruz…

 

Son zamanlarda Ezoterik öğretiye sardım. Kitaplar okudum, eğitimlere katıldım. Çok eğlenceli bulduğum bir konu. Eğlenceli derken sosyal medya gibi değil, içinde birçok gizem barındırdığı için her bir şey öğrendiğinde insanın içi kıpır kıpır oluyor. Sevdiğim ve saygı duyduğum çok geniş bir konu. Muhtemelen olayları anlamak için ne insanın hayatı yeterli olur ne de dünyada o kadar bilgi söz konusudur. Ancak ben servetinin büyük kısmını gizemleri öğrenmeye harcamış Mu kıtasının peşinde koşmuş İngiliz beyefendisi aileden zengin,  James Churchward değilim. Çok değerli olan vaktimin büyük kısmını gizemleri öğrenmeye harcayamam. Konu gerçekten ilgimi çekiyor ancak içinde bulunduğum dönemde (biri beni inisiye etmedikçe 🙂 ) Ezoterik öğretiye, maalesef, bay bay…

Motivasyon ve Kişisel Gelirim Videolarına Ara

 

Çocukluğumdan beri çok kitap okudum, okuduğum kitaplara özenip kendim de bir şeyler ürettim. Motivasyon iyidir, insana enerji verir. Kitaplar videolar, günümüzde herkes (ben dahil :D) motivasyon konuşmacısı… Herkesin öğretecek bir şeyi, kimsenin bilmediği bir SIRRI var. Benim ise bunlar içi şu an yerim yok. Yanlış anlaşılmasın, şu an kindle ‘da okuduğum kitap ‘’The Millionaire Fastlane’’ ancak benim bahsettiğim insana uyuşturucu etkisi yapan ‘’kısa yoldan zengin ol’’ ya da ‘’bunu yap dünyan değişsin’’ ‘’bak ben nasıl başardım’’ gibi kolpa ve ZAMAN ÖLDÜRÜCÜ videolar izlemektir. İnsan gerçekten başarılı olmuş milyon dolarlar kazanmış bir kişi olsa da anlatma sanatında, aktarma sanatında iyi değilse, ya da seni geliştirmek için değil de egosunu tatmin için videoları hazırlıyorsa oradan bir şey çıkmaz. Güzel vücut, spor araba, büyük ev; bunlar hayal satmaktan başka bir şey değildir. İzlemeye değmez. Bu kolpaları zaten izlemiyordum ancak NASIL KENDİNİ GELİŞTİRİRSİN videolarını da şu an için izlemeyi bıraktım. Kendimi full time bir şeyler izleyerek geliştiremeyeceğim %100’lük bir gerçeklik payı taşıyor. Kardeşim yalnız aksiyon alırsan gelişirsin. Aksiyon alanların bu videoları izlemeye vakti var mı sanıyorsun? Gerçekten başarı elde etmiş insanın zihninde çok özel bilgiler olur ve farklı dertleri olur. Motivasyon konuşmalarına, doğru insanlar olduğu müddetçe pozitif bakıyorum gelişim için iyidir ancak ben bu süreçte, motivasyon videolarını da bırakmak zorundayım. Çok motivasyon istersem okurum. Gitmeden söyleyeyim ama bu konu bıçak sırtı bir konudur (enteresan şekilde her konu gibi madalyonun iki yüzü var). Kolpacılar bir yana, örneğin Tony Robbins gibi , Ray Dalio gibi gerçekten anlatacak şeyleri olan pür dikkat dinlenmesi gereken insanlar dinlenmeli rol model belirlenmelidir. Ben nazikçe bu süreçte kendilerinin öğretilerini de istemiyorum. Sonrasında tabii ki rol modellerimi takip etmeye devam edeceğim. Şimdilik hoşçakalın Ray abi ve Tony abi…

Dedikodu, Tatmin ve Kıskançlık

 

Çevremizde bizden başarılı olmuş tanıdıklarımız olur. Bu kişiler Acun Ilıcalı gibi TV’den tanıdığımı kişiler değildir. Bizimle aynı okullarda okumuş, aynı yaşlarda, aynı mahallede top oynadığın, çocukluğunu birlikte yaşadığın kişilerdir. Bu kişilerden bazıları büyük başarılar elde etmiş olabilir. Derler ki insan arkadaşının başarısızlığına üzülür ancak başarısına sevinemez… Seviyenin korunmasını isteriz. Aşağıda kalmak bizi üzer. Tersine onun aşağı düşmesi de bizi üzer. Denge esastır. Aşağıda kalma durumu aslında, kullanmayı bilirseniz, iyidir. İnsanı hırslandırır, yukarıya gitmek için sebep daha yaratılmış olur. Ancak her şeyde olduğu gibi kötü yanı da KISKANÇLIK’tır. İlginç değil mi insanın birçok kötü özelliğinden bahsedilir. Psikoloğa gittiğinizde ya benim ‘’ayak fetişim var’’ diyebilir, çok öfkeli olduğunu tahammülsüz olduğumuzu, eşinizi aldattığınızı, hırsızlık yaptığınızı söyleyebilirsiniz. Ancak KISKANÇLIK enteresan bir ‘’kötü duygudur’’. Kimse konuşmaz 🙂 Ama o orada vardır. Hem de çok güçlü bir negatifliktir. İşte dedikodu, kim başarmış kim başarmamış, gibi konular genel olarak kıskançlık ve tatmin üzerinden yürür. Örnek ünlülerin hayatını merak ederiz. Acun da batmış (herkesin dilinde Acunun hayali batışı var hem de yıllardır), işte Angelina Jolie ile Brad Pitt ayrıldı. Bu durumlar bizi içten içe sevindirir. Çünkü bir kazanan çift ayrılmıştır. İşte çok zenginler, çok ünlüler ama özel hayatlar bok gibi. Biliyor musun İmirzalıoğlu aslında geymiş… Adam yakışıklı, başarılı, zengin ve istediği her kızı elde edebileceği için bok atılması gerekir. Ha, gey olması kötü bir şey mi? Değil. Her şey olabilir, saygı duyarız. Buradaki durum bu konuyu gündeme taşıma motivasyonu ve ondan haz almaktır. Çok uzatmayalım, başkalarının başarıları ve başarısızlıkları bir şekilde bir yerimize dokunuyor. Hem pozitif hem negatif yanları var. Şu an için bana bir içerik üreticisi olan İman Gadzhi’nin 23 yaşında sıfırdan 85 milyon dolar servet üretmiş olması bilgisi iyi gelmiyor (kimi zaman da geliyor). O halde şimdilik bu ve bunun gibi konulara bay bay…

 

Bir sonraki yazımda hayatımda (zamanımda) oluşan boşluğu ne şekilde doldurduğumu anlatmayı planlıyorum.

 

Bilinç, bilgi ve birlik ile…

Ben Ogün Bence bu blogu açarak güzel bir hareket yaptım. Okumayı ve yazmayı oldum olası sevmişimdir. Artık ailem mi kazandırdı okulda mı kazandım bilmiyorum ama çocukken öncelikle okuma olayı hoşuma giderdi. İlkokulda Harry Potter ve benzerleri gibi romanlar okurken lisede romandan ziyade nasıl kendimi geliştiririm gibi kitaplar okumaya başladım.

Bir cevap bırakın:

Your email address will not be published.

Site Footer