Neden Trendyol’da Satış Yapmayı Bıraktığımı 5 Madde’de Açıklıyorum
Ticareti severim. Getiri elde etmenin keyif vermesi haricinde bir meslek olarak da ”tüccar” diye anılmak hoşuma gidiyor. Hani çocukken, ileride topluma karışacağımız zaman ne yapmak istediğimiz sorulduğunda ben limon satmak istediğimi söylerdim. Çocukken mahallede limon satmışlığımda vardır.
Son yıllarda e-ticaret, ticaretin merkezi oldu. Özellikle son kullanıcıya satılan ürünler online dünyada hızlı şekilde alıcı bulabiliyor. Ben 2018 yılında e-ticarete başladım. ABD’de yaşarken 2. El kitap satışı ile konuya giriş yapmıştım. Türkiye döndüğümde ise Çin’den termos ithal ederek Türkiye pazarında bilindik pazar yerlerinde satış yapmaya başladım. Bunlardan bir tanesi de Trendyol.com idi. Bu yazımda neden Trendyol’da satış yapmayı bıraktığımı anlatacağım.
Not: Aslında bu yazıda Trendyol günah keçisi oluyor çünkü diğer tüm pazaryerleri için de aynı problemler söz konusu. Hatta Trendyol.com’un Türkiye’de ki diğer Pazar yerlerine istinaden en iyisi olduğunu düşündüğümü söyleyebilirim.
O halde başlayalım…
Markalaşamama Problemi
Bir ürün satarken markalaşmak çok önemlidir. Aksi halde aynı ürünü başka bir satıcı da üretip (ürettirip) piyasaya sunar ve sizin yaptığınız reklam harcamalarından yararlanır, emeğinizi çalar. Bunun haricinde büyük vizyon demek marka sahibi olmak demektir. Neden mi? Çünkü bu şekilde tek bir platforma esir olmazsınız ve sizin asıl değeriniz stokunuz olmaktan çıkar artık ‘’logonuz’’ şirkete gerçek değerini verir.
Ben de ilk termos işine girdiğimde marka olmam gerektiğinin farkındaydım. Ancak kısa süre sonra anladım ki pazar yerleri sizin markanızın tanıtımının yapılacağı yerler değil. Siz aslında pazaryerinde müşteriye ürün ile satmıyorsunuz. Pazaryeri ürünü satıp size işi paslıyor siz de komisyon ödeyip ürünü faturalandırıyorsunuz. Elbette bu sistemin yararları da çok. Örneğin web sitesini tanıtamayacak biri için pazaryerinde ürün satması gayet mantıklı gözüküyor. Sonuçta Trendyol her yerde reklam basıyor ve milyonlarca kullanıcıyı sitesine çekiyor.
Ancak bu sizin markalaşamadığınız (ve markalaşamayacağınız) gerçeğini değiştirmiyor. Pazaryeri üzerinden markalaşamazsınız. E-ticaret sitesinde satış yapmak kötü demiyorum. Ancak bir marka olmaya karar verdiyseniz yalnız pazaryerinde bulunmaktan başka aksiyonlar almanız gerekecektir. Ben üç yıldır Trendyol’da satıcıyım ve benim marka kimliğime bir katkısı olduğunu şimdiye kadar görmedim.
Neden marka yaratmalıyım sorusu kafanızda ise yakın zamanda 10 maddede açıkladığım yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Ödemenin 30 Günde Yapılması
Ödemelerin otuz gün sonra yapılması sorunu Trendyol’da satıcı olmayı bırakmak istememin başka bir nedeni idi. Trendyol otuz gün boyunca paranızı sisteminde tutup, gecelik faizde ve fonlarda kullanıyor ve erken ödeme isterseniz de ana paranızdan faizini alıp size ödeme yapıyor. Yani aslında Trendyol’un bir bankadan farkı yok. Sadece mevduat faizi ödemiyor… Ama paranızın faizini çok güzel kendinde tutuyor. İş döndüğü zaman otuz gün ödeme çok büyük bir problem değilmiş gibi geliyor ancak ticarette her gün önemlidir. Hele hele Türk Lirasının her gün değer kaybettiği bir ortamda ödemeyi geç almak kimi zaman kayıplara sebep olabiliyor. Çünkü benim malım dövizle fiyatlanıyor ancak ben değer kaybetmiş Türk Lirası elime geçince döviz alıyorum. Bu durum tabii ki insanı başka yerlerde satış yapmaya teşvik ediyor…
İthalat Zorlukları
Bu madde herkes için geçerli değil. Sonuçta ithalat yapmıyor olabilirsiniz. Ya da ithal ettiğiniz ürünün gümrük mevzuatı basittir. Ancak her zaman söylerim Avrupa’ya insan sokmak zor mal sokmak kolay, Türkiye’ye mal sokmak zor insan sokmak kolay… Termos ithalatında iki problem ile karşı karşıya kalınıyor. Bunlardan birincisi yüksek gümrük vergileri. Basit hesapla 1usd’lik termos harcamasının ülkeye sokulması için 1usd daha harcanması gerekiyor. Bu yalnız gümrük vergisi değil, navlun, ardiye, tarım il müdürlüğü masrafları, gümrükçü komisyonu, KDV’yi içermektedir. Örneğin 20.000usd’lik mal alacaksınız 20.000usd’de masraflara hazır bulundurmanız gerekiyor. Bu küçük bir işletme için büyük bir rakamdır. Bende zaten tam olarak bu yüzden ürünleri Türkiye’de satmaktansa Almanya’da satmaya karar vermiştim. Çünkü orada bu masraflar çok daha düşük ve aynı ürünün çok daha yüksek fiyattan satabiliyorsunuz. Double double yani.
Ticarette böyle problem olur, ben 2007 yılından beri dış ticaretin içindeyim. Bu madde aslında normal şartlarda büyük bir problem yaratmazdı. Ancak aşağıda paylaştığım diğer maddeler ile birleşince bir tadı kalmıyor açıkçası.
Almanya’da satış yapma hikayemi üç bölümlük videoda anlattım. İlk bölüme buradan ulaşabilirsiniz.
Döviz getirisi
Döviz kazanmak varken neden Trendyol’da Türk Lirası kazanıyorum diye kendime uzun süredir sormakta ve maalesef bir cevap alamamaktayım. Hala da anlayabilmiş değilim. Sadece buralıyız diye neden burada satış yapalım ki? Burada yine iş vizyona çıkıyor. Benim gibi onlarca tüccar olduğunu biliyorum. Adam Türkiye’de satış yapıyor ama dışarda yapmayı düşünmüyor (ben dışarda da satıyorum gerçi). Dünya değişeli çok oldu. Artık bulunduğun yerin bir önemi yok.
Döviz getirisi sağlayabileceğimiz birçok platform ve iş modeli mevcut. Sermayelerde buralara akmalı. Durduğumuz yerde durursak, günlük işlerde kaybolup para kazandık sanacağız ancak gerçek tam tersi olacak. Yani para kaybedeceğiz. Bu zihniyetten derhal kurtulmak gerekiyordu ve bende keskin bir karar vererek şu an içinde bulunduğum termos satışı işine son vermeye karar verdim.
Zaman ve Mekan
Dünyada ki en değerli şeyimiz zamanımız ve bu zamanı çoğumuz çarçur ediyoruz. Etmeyenler ikinci çoğunlukta potansiyellerinin çok altında işlerle ilgilenip zaman harcıyorlar. Ancak bir azınlık var ki bunlar hedeflerini yüksek belirliyor ve amaçları doğrultusunda büyük adımlar atarak ilerliyorlar. Bizden farkları yok. Herkesin 24 saati var. Bu konuda eşitiz.
Bir gün İzmir’de bir arkadaşım aracılığı ile bir teknoloji firmasına toptan kurumsal logo baskılı termos işi almıştım. Termoslar teslim edildikten sonra ufak bir problem vuku bulduğu için ekibimizden birini şirketlerine davet ettiler. Bende şans eseri o sırada İzmir’deydim. Dedim gideyim bir merhaba derim. Ofisleri Konak’taydı. Eski bir binanın içini modern şekilde dizayn etmişlerdi. Ofis çok hoşuma gitmişti. İçeri girdim. Patronun ofisine girince fark ettim ki patron benim eskilerden arkadaşım. Sohbete başladık. ‘’Ne yapıyor ne ediyorsun…’’ Bana Peru devletine bir yazılım yazıyor olduğunu söyledi. O an kendime dedim ki ‘’Ogün’üm sen ne yapıyorsun, biladerin Ahmet ne yapıyor…’’. Ahmet uluslararası ve içinde teknoloji olan bir iş yapıyordu bense aile işinden öğrendiğim geleneksel ithalatçı modelini uygulayarak ilerlemeye çalışıyordum; hemde hedefim olmadan! Sonrasında termos logolarını yanlış basmamızı sebep göstererek termosları iade etti ve koynumda iki koli termos ile kapıdan dışarı çıktım.
Burada yaşanan durum kıskançlıktan öte bir şeydi. Lisede Donald Trump’ın ‘’Büyük Düşün’’ kitabını okuyan ben (ve onlarca iş kitabı yalayıp yutmuş olan ben), yıllarca büyük işler peşinde koştuğumu ‘’düşünen’’ ben kendi potansiyelimden çok daha düşük bir iş ile ilgilendiğim kanaatine tam o sırada vardım. Bu aslında hayatta işlediğim en büyük günahtı. Potansiyelin altında iş yapmak…
İnsan zamanını en doğru şekilde değerlendirmeyi bilmelidir. Ve ne olursa olsun bu hayata (en azından bu kimlik ile) bir defa geliyoruz ve hayat kısa… Hayat bizi büyük düşünmeye teşvik ediyor. Aksi halde yanlış anlamayın huzurlu bir hayat falan yok. Anksiyete var stres var… Çünkü insan zihni ne olursa olsun felaket senaryoları üretecektir. Ancak bir amaç uğruna stresi kullanmak tatlı-ekşi soslu noodle yemeye benzer. Bu konuda daha fazla yazmayayım. Belki başka zaman derinleşiriz.
Sonuç
Bu yazıda 5 maddede neden Trendyol’da satış yapmayı bıraktığımı açıkladım. Bu yalnız Trendyol için değil Türkiye’deki tüm pazaryerleri için geçerli görüşlerimi içermekteydi. Ben bu yazıyı yazarken kafanızda Trendyol’da satış yapmayın diye bir düşünce yaratmayı amaçlamadım. Ben şahsen Türkiye’de en çok Trendyol’da kazandım ve kazançlı bir iş modeli yaratabilirseniz ve istediğiniz gerçekten buysa Trendyol’da satmanın hiçbir kötülüğü yok. Herkes kendi tecrübesini yaşıyor sonuçta.
Bu yazımı beğendiyseniz ve farklı bilgiler edinmek istiyorsanız aynı konuda konuştuğum videoma buradan ulaşabilirsiniz.